replika telefon ve allah bilgileri44

replika telefon ve allah bilgileri44

 sizlere bugün replika telefon diyorki Yine Rcsûlullah (sallullahtı aleyhi ve sellem) bir kavm zekâtlarını getirdiklerinde;“Allahümme salli âlâ âli fclan” (28la) diye onlara dua buyururlardı.Saluvut-ı şerifeyi öğrettikleri hadis-i şerifte de:“Allahümme salli âlâ Muhamınedin ve âlâ ezvacihi ve zürriyyetihi” (282) diye beyan buyurulınuştur.
“Ve âlâ âli Muhammedin” buyurulmuşlur.Âl’den murad, (kıyamete kadar) Resûlulluh'a tâbi olanlardır, denilir.

Bazıları i.se “Alihi”den murad O nun ümmetidir, diyorlar. Bir kısım bilginlerde. “âlihi’’dcn murad, kabilesi ve aşiretidir, derler. Bazıları ise “kişinin âli” çocukları ve torunlarıdır, derler. Bazıları da “AH” kavmidir, diyorlar. Bazıları ise “Ali” kendilerine zekât haram olan ailesidir, diyorlar.
Enes (radıyallahu anh)’\n rivayet etmiş olduğu hadîste şöyle varid olmuştur;
— Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellcm)'c “Ali Muhammed kimdir?" diye soruldu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cevab olarak şöyle buyurdu:
“Her muttaki olan.” (283).
Haşan el-Basrî’n\n mezhebinde, “Al-i Muhammed”den murad, Muhammed (aleyhisselâm)'ın kendisidir. Çünkü O peygambere getirdiği salâ-valında;
“Allahümme ical salâvâtike ve berekâtike alâ âli Muhammedin.” diyor.
Bundan da kendisini murad ediyordu. Çünkü O, farz olan (Muhammedin kendisine salâval getirmeyi) terkedip de nafile olan (âline) salâvat getirmezdi. Çünkü Allahü Teâlâ’nm emrettiği salât-ü selâm Muham-med’in bizzat kendisine olan salâttır. Bu tıpkı Resûlullah (sallalahu aleyhi ve scllem)’in:
"(Ebu Musa el-Eş’ari'ye) âl-i Davud’un seslerinden güzel bir ses verildi.” (284).
I28lal Imtm İhn Mice, S Kılabu'7-Zckil. K Habu Mu Yukalu Indr Ihracı’r-Zckiırdc 1797 No tu Bw Hûreyrc (r ı ) h.i(Ji.sinl labnv elmı>lır.
(IKlİnam Buharl. Sahih Kılabu'l-Daaval. Babun Hcl Yusallı alâ Gayri'n-Ncbıyyı'dc Ebu Hunır>ıiı Wı"dcn lahrif clımvlır.
ilti) İmam Tahcrant. Mu'cemü'l-Evsaırda vc İhn MenJeyeyh Tcf'ir'ındc Ene» b Milık (ra J'dan iıhri( clmıvlerdır, diye Imunı Süyûli (r.h.) Menahil Shf. 7l'de kaydcımısıır.
{'Uf Inum Huharl. Sahih Mı Kıiabu l-adaılc'l Ktır'ân VI ll.ıbıı Hıısnı's-Savıı bı'l'KıraaU" dc ftuMauı (r a Edan/manı Mw>lım, Sahih 6 Kılulxı\.Salâlı'l- Musafırın de. .Vt Babu İMıhbabı Tahsinı'»-Sivil bı l-Kur'ân'da 2.VS (793) No tu hadt.M luhrıv cimıylir Tırmı/ı. Sünen Menakıb Menakıbü Ebı M»u/.£) arl(r a.) da 38.S4 No.tu hadKı Ebu Runic (r a )'dan lahrıv eylenııyhr İhn Mice. Sünen 5 K Ikamelb'i-Salâlı, 176 BubUn fi Husnı'N-Savlı bı'l Kur'ün'da I.V4I No, ile Ebu Hureyre (r a.)'dan ühnç etmijtır.
Çünkü Peygamber (nlcyhi'^sclûmt bundan D;ı\'ud (:ılcyhissclûm) ınif^ nıurad buyurmuştur.
Ebu Humeyd cs-S.ııdİ'nin salavatın (clfa/ı) bakkındaki hadisle de, hiımmc salli âlâ Muhammedin ve czvaeihi ve zürriyyetihi” (283)di,.
lahiımmc varid olmuştur.
İbn Ömer (nıdıyalluhu anh) 'm, Peygamber (sullullahu ulcyhi vcsellmft Ebu Bekir ve Ömer (radıyallahu anhüma)'ya salâvat getirdiği rivayet cdi I Bunu Mâlik, Mııtavatta’ında Yahya el-Endülüsî'den rivayet ederekzite miştir. Başkasından olan sahih rivayette ise, Ebu Bekir ve Ömer (radgjt labü anhuma)'a dua ederdi, diye varid olmuştur.
İbn Vehb. Enes b. Malik (radıyallahu anh) 'm şöyle dediğini naJdaitr — Biz dostlarımıza giyabî olarak dua eder, iföyle der idik-
“Allahümme minke alâ fülanin salâvat-i kavmin ebrar-ellezinerd» nıûne bi-lleyli ve yesiimune binnehari.”
(MusanniO Kaadı İyaz (rahimehullah) der ki; (Bilginlerden chl-itahkila görüşleri ve benim de meylettiğim, İmam Mâlik, Sulyan (rahimehuMfı görüşleri, İbn Abbas (radıyallahu anhüma) rivayet edilen ve fulcahavcni-tckellimlerden birv'oklannm ihtiyar ettiği husustur ki, zikrcdildıkleri peygamberlerden başkasına salâvat getirilmez. Salâvat peygamberlertfe met ve ta’zim edilme bakımından onlara mahsus bir şeydir. Nitekim.Afc Teâlâ zikredildiğindc. O'nu tenzih, takdis ve ta zim etmek Allah amak-olduğu gibi, O'na başkası karıştırılmaz. Böylece salât-ü selâmın Pe\E> ber (sallallahu aleyhi ve scllcm) ve diğer peygamberlere mahsusolmıa,» lâvata da onlara kimsenin karıştırılmaması vacip olur. Nitekim AllahûTa lâ;
“Ey iman edenler! Siz de ona salât edin (Allahümme sallı alâ Mu.hsv medin deyin) ve gönülden teslim olun.” (286) sözü ile böyle emrcımı,«r
Peygamberlerden başkaları, (sahabe ve tabiinden olan) müetehidiıtıc 1ar ve onlardan başka salih olan âlimler "rahimehullahu ve mJıyjIhhu' s-ye zikredilirler. Nitekim Allahü Teâlâ buyuruyor.
— Onlardan (muhacirlerle Ensar'dan) .sonra gelenler şöyle derler. Ey Kabbimiz! Bizi ve iman ile bizden evvel geçmiş olun kardeşlerino bağışla; iman etmiş olanlar için kalblcrimi/de bir kin bırakma. EyRı^ bimiz! Muhakkak ki, .sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin (28Î)
(2KSl l'uhrıti 282'ıic pıMi. <>ray;ı h.ıkıla (2Hhl Aluab Sûresi. .ıscl. 'b (287) Ha>r Sutrsı j)d
—Islûma vc dolayısiyle (ccnnctc girifte) ileri geçerek birinciliği kazanan Muhacirler ve Knsar, bir de güzel amellerle onların izinden giden nıü'niinler (vur yu), Allah nnlardun razı nlmııytıır. Allah, onlara, ağaçlan altından ırmaklar akan cennetler hazırladı, içlerinde ebedi olarak kalacaklardır. İşte bu, en büyük .saadettir (28K).
N ine bu peygamberlerden huj^kusına salâl-ü selâm getirmek, öyle bir lytir kı Ebu Imrun’ın dediği gibi, ilk zamanlarda bilinmiyordu. Bunu ancak (Ali ve Haşan (radıyııllahu anhünuı) gibi bazı imamlar hakkında $ıilcr ve Rafı-zıler ihdas ettiler. Onları andıkları zaman onlara salât-ü selâm getirip (meselâ Alı (iilcyhısscliîm) diyerek) onları Peygamber (a/cyh;s.sc/âm)Ma e^ıt tutarak salât-ü selâmda Peygamber (ulcyhıssclâml'a ortak yaptılar.
Bid at ehline de benzemek yasaklanmıştır. Bu hususta, benimsediklerinde onlara muhalefet etmek lâzımdır.
Pc>’gamber (sallalluhu aleyhi vc sellcm) ile birlikte âline ve ashabına salât-ü selâm getirmek caizdir. Yalnız başına âline vc czvacına salât-ü selâm getirmek ise caiz değildir.
Âlimler diyorlar ki: Peygamber (salhıllahu aleyhi vc sc//cm)'ın Ebu Evfa (radıyııllahu anh)'\n âline .salâl etmesi, dua yerinedir (gelen misafirleri güzel karşılamaktır). Güzel karşılamakta ise hürmet ve ta'zim yoktur. Yine âlimler derler ki. Allahü Tcâlâ buyuruyor:
—Peygamberin çağırışını, aranızda birbirinizi çağırış gibi tutmayın...
İşte btiylece, Resûlullah'a dua etmek, insanların biribırine dua etmesine
muhalif olması vaciptir. Bu Malikî bilginlerinden İmanı Ebu Muzaffer el-hfırani'ınn ihtiyar ettiğidir.
BOLUM
(BU BÖLÜM) RESÛLULLAH fSALLALI.AHU ALEYHİ VE SELLEM)’(N KABRİNİ ZİYARETİN HÜKMÜ. ZİYARET EDENİN
Vt RESÛLULLAH’A SEI.ÂM VERENİN FAZİLETİ VE NASIL SELÂM VERİLİP DUA EDİLECEĞİ
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sc//cm)'ın kabrinin ziyaret edilmesi Mııs-lunıunlar'ın lema ile işledikleri sünnetlerinden bir sünnettir. İşlenmesi teşvik edilmiş faziletli bir iştir.
Kadı Ebu Ali, EI-AdI b. Hayrun, El-Hasan b. Cafer, Ebu'l-Hasan Ali b.ömer ed-Darckuinî, cl-Kadı cl-Mühamili, Muhanınıed b. Abdürrvzzak, Musa b. Hilal, Ubeydullah b. Ömer, NaH, Ihn Ömer (radıyallahu anbü~ mafdan rivayet edilmiştir. Resûlullah (sallallahu aleyhi vc sellem) buyuruyor:
—Kim benim kabrimi ziyaret ederse ona benim şefaatim vacipolflı» tur (289).
Enes b. Mâlik (radıyallühu anh)'dcn rivayet edilmiştir. Derki:
Resûiullah (sulblluhu aleyhi ve selicm) buyuruyor:
—Sevap talep ederek beni kim Medine’de ziyaret ederse, kıyamet
o kimse benim yakınımda (etrafımda) bulunur ve ben ona şefaat ederim
Diğer bir hadîs-i şerifte Resûiullah (sallallahu aleyhi ve .se//em) buyu'j yor:
—Benim vefatımdan sonra beni kim ziyaret ederse, beni hayatın^ ziyaret etmiş jjibi olur (290).
İmam Mâlik (rahimehullah) “Biz Peygamber (<•ı/cy/7/.sse/âr^kab^nı^ yaret ettik.” demenin mekruh olduğunu .söylüyor. Bu sözün mânâsı hi kında ihtilâf vukubuldu. Bazıları, mekruh olmak, ziyaret isminden ilerip liyor. diyorlar. Çünkü Peygamber (aleyhisselâm):
“Kabirleri çok ziyaret eden kadınlara Allah lanet etsin,” (291)1*. yurmuştur.
Halbuki Peygamber (aleyhisselâm)’\n\
“Ben sizi, kabirleri ziyaret etmekten menetmiştim. Siz kabirleriır yaret ediniz.’* (292) sözü bu istidlali reddediyor.
Yine Resûiullah (sallallahu aleyhi vesellem) mutlak olarak ziyaret isnr. le;
“Kim kabrimi ziyaret ederse’’ buyurmuştur.
İmam Mâlik (rahimehullah)’\n bu sözünü bazıları şöyle açıklıyorlar: nun mekruh olması ziyaret edenin, ziyaret edilenden faziletli olması mim taşır. Bu delil de elle tutulacak derecede kuvvetli bir delil değildir, her ziyaret eden bu sıfatı taşımaz.
Bu söz de genel olarak her ziyaret eden hakkında değildir. “Ebl-iCaae Rablerini ziyaret edecektir” diye hadîs-i şerifte ziyaret kelimesi vandoi muştur. Ziyaret lâfzının Allah katında söylenmesinde hiçbir mânâgöriila-miştir.
(2RV| Inum Ihn Huzcynıc Sahih'inde lahriç ellilini, Tsbenni ve Be/zar 'ın hadİMndıjCTmı>a«i lerinı toplayarak lahriç elliklerini Icsbil eden Hafız Zehebi'nın hadisin isnadına hasen İmam Süyûli (r.h.) Menahil, 7l'de kaydclmislir.replika telefon sundu..