replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi65
sizlere en güzel bilgileri yazan replika telefonlar diyorki Çünkü hâlihazırda da birçok şeyler gayet tabii surette oluşmakta ve ortaya çıkmaktadırlar ve görıneijjç olduğumuz evrimi senelerden beri aşamalı bir surette etki i(jj eden kuvvetler meydana getirmiş ve getirmektedirler, j^jj bütün bunlar, itiraz edilemeyecek bir surette ortaya konulan bilgiler bir yaratıcıyla ve her şeyi bizzat yaratan şahsi bj "Kâdir-i küll" ile asla uyuşmazlar. Çünkü böyle bir kuvvet hiçbir zaman bu kadar ağu, aşamah ve buyurucu bir ije girişmez. Bu, ancak kâinatm genel olan bir evrimi sonucudur.Çünkü tabiatm yan rastlantısal ve yarı ihtiyaç üzerine kurulu olan bu çalışması, sonsuz bir surette uzım, ardışık ve aşamalıdır. Önceden kararlaştırılmış ve belirlenmiş bir surette değildir. Bımun içindir ki, hiçbir tarafta özel bir iradenin tabiat dışı eserlerine rastgelemeyiz. Şekiller diğer şekilleri takip eder, dönüşümler yine dönüşümleri izler."Tabiatta atlamak yoktur" (Linne). [307]
Gerçekten de tabii bilimler alanmda gerçekleşen her keşit, her yeni hadise bu kuralı onaylıyor. Hissedilmeyecek şekilde bitki, hayvan ve insan oluyor. Bugüne kadar hiçbir âlim hiçbir hakim bitkiyle hayvan ve hayvanla insan araşma kabule değer bir fasıla smırı çizememiştir.
Görünüşte birbirinden pek ayrı gibi duran bu cinsler hakikatte tamamıyla birbirinin aynıdır. Protistler hakkında yeniden yeniye icra edilen her araştırma ve elde edilen her keşif bu ilkel maddenin iki dala ayrılarak geliştiğini gösteriyor Bu dallardan birisi bitki diğeri ha)rvan dahdır. En önce gayet baat olan organlardan başlayarak ruh yetisi gittikçe kuvs^*
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
rağmen hâlâ önemli ve halledilmesi güç bir mesele
bulunuyor. Halbuki bu aynhk esasında asla söz konusu
jilci bulunduğu hale girmiştir. Bu zamanı bazı jeoloji
'pleri en azmdan yüz bm sene olmak üzere tahmm ediyorlar, yukarıdan beri söylenildiği üzere insanm Dünya üzerindeki eskiliği bu sayıdan çok yüksektir. Diğer yönden "insanlık tarihi" gösteriyor ki, insanlarm medeni yaşamaya istidatları uıilyonlarca sene önceden beri bâki idi. İnsanm bazı ihtiyaçları jussederek onlan temine vasıtalar tedarik edebilecek ve gerek sözle ve gerek yazıyla kendisinden sonrakilere zamanlarmm eserlerini ve hadiselerini aktarabilecek bir hale gelinceye kadar geçen seneleri hesap edecek olursak, ulaşılacak sonuç ve çıkacak rakam şüphesiz pek müthiş olacakür. Şimdiki zamanda loiz bin senelik aşamalı bir evrim devresi geçirdikten sonra diğer hayvanlara göre en yüksek [309] bir konumda bulunan bugünün medeni insamndaki yetileri ve fiilleri metafizik sebeplere ve şahsi bu yaratıcımn keyif ve arzusuna tâbi kabul etmek ne gibi bir esasa dayah olabilir? Eğer biz kendi kendimizin gayet basit olan kökenine gözlerimizi çevirecek olursak bu kökenin, birçok geçmiş senelerin kesif bir geceyi andıran karanbklan içinde kaybolduğunu göreceğiz.
0 zaman muhakememiz değişecek ve insanın birdenbire değil, aksine aşamalı ve zincirleme bir evrim sonucunda meydana geldiğini anlayacağız. Gerçekten de yukandan beri söz etmekte olduğumuz ilk devirlerin insanlan gerek maddi ve gerek manevi yetileri ve özellikleri bakımmdan şimdiki hemcinslerinden ziyade hayvanlara benziyorlardı. Yani derin mağaralardan ve muhtelif yer tabakaları arasmdan çıkanlan eski insan kemikleri ve insanlara ait kafatasları incelenecek olursa, bunlarm hiç gelişmemiş ve kaba bir halde bulundukları görülür. Bu kafataslarmda insanlara özgü özellikler bulunmaktan başka şimdiki zaman [310] hayvanlarıyla müşterek olabilecek genel yönler bulunur. Şurasmı da ilave edelim ki, bu «nkaz her ne kadar insanm zuhunmdan pek çok zaman sonralara ait ise de yine
mükemmeliyete girmesi için birçok tarihi devirler konuyu ileride gelecek olan bölümlerimizin bi uzadıya inceleyeceğiz.
Bununla beraber birçok filozoflarm kanaatleri aksj
kabul edilmek isteniliyor ki, yaratıcmm kudreti
doğruya kâinata müdahale ederek zaman ve mekân bu zincirleme ve aşamalı evrimi meydana getirmiş^^H düşüncelerle "panteizm" esasma yaklaşılıyor ve
hayvanlarm gerek bitkilerin ve gerek bütün kâinatın l '
ilerlemekte ve evrimleşmekte olduğu ister istemez onay^
yaratıcı kuvvetin yardunıyla doğduğun^ bir çocuğun yine aym yardımla dişleri çıktığmı, hatta l^j sineğin yine böylece yumurtalarım (311] doğurduğunu ve yumurtaların kırılıp içlerinden yavru çıküğmı onaylanu), gerekir. Halbuki bilim oldukça uzun zamandan beri bu git, hadiselerdeki tabii, mekanik ve rastlantısal vasfı pek açıklamış ve tabiatm kanunlan dışmda, metafizik kuvvetleıi oralardan şiddetle dışlamıştır. Yani böyle bir kuvvetin asla mevcut olmadığım ispat etmiştir. Özellikle böyle bir km-vel varhğı farzolunsa bile bu kuvvet, bizim sözleıiiî çürütmekten ziyade, iddialanmızı desteklemeye hizmet eda bir vasıtadu. Çünkü gayet tabu bir surette ve yine gayet tah olan hadisleri meydana getiren kuvvet, olsa olsa tabiata kanunları olabilir. Çünkü biz bu kuvvetleri inceledi^ zaman onların gayet tabii kuvvetler olduklarını anladığm gibi, kökenlerinin de yine tabiattan ibaret bulunduğunu pei anlayabiliriz.
"Metafizik bir başlangıç, metafizik bir devamı do|ura Tabiatm kanunlarından birini kaldırmak, hepsini birda kaldırmak demektir" (Feuerbach). (312]
"Dünya ayrıca bir cisim farzolunduğu takdirde kendisi çevreleyen ve yüzeyi üzerinde geçen şeylerle bazı beİ ilişkilere sahiptir. Dünya üzerinde geçen her şey mürfıasıısı yine Dünya'mn şartlarma tâbidir, Dünya'nın kuweti|l« meydana gelmiştir. Şimdiye kadar hiçbir ayrı kuvvet Dünya^ müdahale edemeHifH cimrlî Ho prtpmpnipVfpHİT Dünva^
tabii olmayan ve dışsal bir kuvvetin reddedilmesi ve 01^*^ dilmesi muzafferiyetidir. Arhk ne jeoloji ne de paleontoloji 'Cleri arasında insanm fikri böyle bir hayale saplamp bilh"- durum, tabiata ait bir hakikatin bilimsel olarak gdilmesi demektir. Tabiat ne metafizik bir başlangıç ne de meta^i^^ bir devam tanır. [313] Gerek başlangıa ve gerek 1 hayeti kendi kendiliğindendir. İşte böyle bir tabiat ortasmda insan denilen mahlûk da tamamıyla kendi kendisine aşama aşania evrimleşerek şimdiki mertebesini kazanmayı başannıştır. Acaba şimdiki nesil de aşama aşama evrimleşerek [,aşka türlü ve daha yetkin bir şekil meydana getirdikten sonra yok olup gidecek midir? Tabiatıyla böyle olması gerekiyor. Hiç jjmsenin bilmediği ve bilmeyeceği böyle bir meseleyi ancak o talıay}ml olunan zamanda yaşayacak olanlar bileceklerdir. [314]
Louis Btichner
On Dördüncü Bölüm Tabiatta Gaye
Gaye sebep ya da tabiatın bir hedefe yönelik öldüğü t daima kâinatm yaratıcı bir kudret tarahndan yarahldığ^
idare edilmekte olduğımu iddia edenlerin en öneı
havayı titreten en küçük bir gürültü, iyi olmaya yüz tuta^' yara, kısacası tabiatm bütün hadiseleri onlarm nazarında l bu gayeye doğru ilerlemekte ve metafizik olan söz konusu y|^ kuvvetin gayet akıUı ve hakîmâne planımn saf ve masıuu fcj, vasıtası olmaktadırlar.
Halbuki bilim ve tabii fizyoloji artık bu tür basit ve lw ilâhiyat fikirlerini tamamıyla reddetmişlerdir. [315] Bugün i),, gibi çocukça düşünceler, insamn en yüksek gaye olduğuj^j iddia eden ve ilerleme sahasmda bundan daha ilerije geçemeyen birtakım kabiliyetsiz kimselere özgü gibidir. Ne yazık ki bilime, hakikate aykırı olan bu tür fikirler hâlâ kiliseleri ve özellikle okulları istila etmiş bir halde
Yukarıda da söylediğimiz gibi kuvvetsiz, hareketsiz ve şekilsiz madde ne mevcut olur ne mevcuttur ne de idrai olunabilir! Yine şahsi şekillerin ya da tabu hadiselerin kökeni ve süreğenliği, kesin ve basit bir surette tabiattaki şeylerin mevcudiyetini ve birbirleriyle rekabet etmeleri sonucum doğurur. Gayet açık bir surette gözlerimize çarpar ki, her je) milyonlarca defa şekil değiştirerek ve unsurların kaışil faaliyetleriyle iyileştirilip tamamlanarak nihayet gaye denia hayali bir yetkin şekle yaklaşır ve biz bu gayeyi insana özgü olan bir bakış açısıyla tahmin ve takdir ederiz. Hatta meydaıu gelen hadiselerin sebeplerini incelemeye bile ihtiya! duymayarak, şeylerin dışmda, kendi kendisinin bilincinde [îKl bir zekâmn bunları meydana getirmekte olunduğa
bir yetkinlik sergileyebilmiş olsun? Yani gaye denilen şey öyle özel bir haldir ki, binlerce nesil .jjıdan hiçbirisinin ona uymuş olduğu iddia olunamaz.
’gizim zekâmız daima "şimdi" üzerindedir, geçmişle ilişkili ve her şeyi kendi faaliyetiyle meydana getirdiği takına tecrübelere dayanarak kabul eder. Kısacası Kant'm da Idiği gibi/ daima açık bir şekilde göze çarpan gaye nedenin ,ggâne sebebi bizim zekâmızda ve zekâmızm bu özelliğindedir
bu da unsurlarm birbirine tekabülüyle tabii kuvvetlerin her şgyi aşama aşama tamir edip uygun hale getiren faaliyetlerinin İdesin bir sonucudur. Bu cümleyi daha açık bir surette ifade gtmek için diyebiliriz ki, gaye sebep [317] tabiatm ve jjuvvetlerinin yaşamaya istidatlı olanları yaşatmak, olmayanları öldürmek işleminden kaynaklanan bir sonuçtur. Du Prel'in dediği gibi, tabiat kendi kendisinin tabibidir. Fiillerindeki düzen tabii bir surette gereken tedaviyi icra eder ve bu tedavi sonucunda gayeye uygun olmayanlar yok olur, uygun olanlar muhafaza olunur.
Özellikle organizmalar ya da canlı mahlûklar kolayca ihlâl edüebilen hayat ve sağlıklarıyla gayet hızlı ve muhtelif dönüşümlere tâbi kalır ve gayet yüksek bir derecede yeniden yeniye kazanılmış vasıflar arz ederler. Her yeni nesil birçok yeni özelliklere sahiptir. Bu suretle gittikçe ilerleyen bir gelişim yeniden yeniye daha uzun müddet yürürlükte kalabilecek bir İstidatta şekiller meydana getirir, yani her şey ancak böyle tabii bir gayeye yöneliktir.
Bu fikirler o kadar basit, o kadar aydmiıkür ki, ciddi ve ilerlemiş zihinler bunlan, hatta incelemeye ve tecrübeye lüzum görmeden idrak edebilirler. Gerçekten de bu gibi pek açık olan hakikatler, pek eski zamanlarda, hatta İsa'nm doğumundan [3181 önce bile meçhul kalmamış ve şeylerin tabiatma dair yazdığı bir şiirde şöhretli şair Lukretius tarafından da tekrar edilmiştir.
"Şeyler üzerinde etkide bulunan ımsurları hiç kimse göremiyor. Bu unsurlar birbiriyle mücadeleler ederek kâinattaki düzeni ve hareketleri meydana getiriyorlar. Uzay dâhilinde sayılması mümkün olmayan darbelerle ebediyen titreşen bu kuvvetler, bu unsurlar ciaima dönüşerek şimdiki zamanm kâinatını oluşturmaktadırlar" (Lukretius).replika telefonlar yazdı ve sundu..