replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi55
evet babalarım szilere bugün replika telefonlar diyorki mastodonte" ve "dinoterherium" ve daha sonraları h ^ ve korkunç bir şekilde bulunan "machairodus\j^ gelmiştir ki, bu sonuncular şimdiki kedi cinsini^ Bunlardan başka ayılann ilk atası ile öküzlerin devirde zuhura gelmiştir.Bu örnekleri istediğimiz kadar arttırabiliriz, pjj esasen başh başma iddiamıza bir örnektir. En basit şel?S cins mahlûklarda daima en önce meydana gelmiş yavaş gelişimlere mazhar olmuşlardır. Bu gelişimin de derece ilerleyen bir sırası, bir zincirlenişi ve çeşitlenisi [2971
''Toprak altmda bulunan enkaz bize gösterir ki, hayva oluşumu aşamah bir surette gerçekleşmiş ve yavaş şimdiki gördüğümüz şekle girmiştir" (Oersted). ^ "Ben yavaş yavaş genelden özele, basitten yükseğe l ilerleme meydana gelmekte olduğuna kesinlikle emin olduj, Mezolitik devresinin ilk memelileri hakkmda dikkate defe bazı incelemeler bana bu eminliği bahşetmiştir.
Triyas devresinde meydana gelen daha memeliler, kısacası o devirlerden şimdiki devre kadar hayvanlardaki dönüşüm ve ilerleme bizim gözümüzde evr® kanununu olanca açıkhğıyla meydana çıkaru"
Aşamah bir surette ilerleyen bu evrim kanunu U âlemden organik âleme geçmiş ve kâinattaki bugünkü şekilleri meydana getirmiştir. MukayeseH anatomi bilimi ya da "orgai şekiller felsefesi"^ adıyla sistemleştirilmekte [298] olan ban bilgiler bize bütün hayvan silsilelerinde atom şekiUerinin birbirine benzer olduğunu, hatta yine bu bilimlere dayanarak-ayrmhlarda bazı ihtilaflar göz ardı edilirse- genel bir şekil planı çizilebileceğini göstermektedir. Esasen en basit şekillerden aı yüksek şekillere kadar bütün hayvanlarm kökene geri götürülmesi mümkün ve kolaydır. Özellikle insanlar ki şimdiye kadar kendilerini hayvanlardan ayn ve yüksek farzediyorlardı, onlar bile bu genel planm ve bu kökenin dışmda kalmazlar. însanlann bedenlerinin yapısı kendilerini hayvanlara bağlayan en samimi bir vasıtadır. Şimdiye kadaı hiçbir gerçek âüm geçmemiştir ki, insanları omurgab sınıfının
oldukça evrimleşmiş bir hayvan "’^^^etmeyerek ayrıca bir de insan sınıfı kurmaya kalkışsm.
kendi içsel organizmasmm esas hatlanm açığa
j. Bu hatiar tamamıyla memeli olan hayvanlara özgüdür. 1 hususta hiçbir anatomi âlimi tereddüt etmez. Yani insanlarm jç organlan memeli 1299] olan diğer hayvanlara o kadar benzerdir ki, dışsal şeklin bu hususta hiçbir önemi olamaz..." (ErnestHaeckel).
İnsanm düşünme orgam olan beyin de bu kuralm dışmda değildir. Yalnız hacim bakımmdan, şekil bakımından, yapısı ve unsurları bakımmdan da biraz değişikliğe uğramış ve evrimleşmiş bir memeli beyninden başka bir şey değildir. Birçok anatomi profesörleri bu yönü araştırmış ve onaylamışlardır. Bir beyin ne kadar işlerse o kadar evrimleşir ve gittikçe hayvanlar arasmda yaygm bulunan yetilerin daha yükseklerini elde eder.
Artık kâinattaki evrimin varhğı bilimsel olarak sabit olmuştur. Bugün hayvanlara ait bütün şekillerin o kadar birbirine benzer olduklan görülüyor ki, onlann ilk neslini bulmak için kökenleri tarihini incelemek gerekiyor. Birçok embriyolar biraraya getirilir de mukayese edilirse aralarmda hiçbir fark bulunmadığı görülür. Örneğin ahmak bir koyunun embriyosu ile zekâsı dünyayı titreten bir insanm [3001 embriyosu asla birbirinden ayırt edilemez. Bu o kadar güçtür ki, birçok tecrübelere rağmen hiçbir sonuca ulaşılamamıştır. Her hayvanm evrimi tarihinde, hatta bizzat insan tarihinde birçok evrim safhaları arasmda bir tek embriyonun bu kadar özelliği nasıl birleştirdiği harikalı bir muammadır.
"Nesil kanununu kabul etmeyenler için insanm sıradan ve basit bir şekilden başlayarak bugünkü yetkinliğe ulaştığı teorisi asla inamimaya layık görülmez. Dokuz ay zarfında bir embriyonun bir insan olmak derecesine kadar dönüştüğü ve evrimleştiği gözümüzün önünde dururken, evrim kanununu inkâr etmek mümkün olamaz. Hayvanların, yani bizim atalanmızm birçok ve sonsuz şekiller kazandıktan sonra insan haline gelmeleri milyonlarca sene almıştır. Ve biz, hepimiz ferdî olan mevcudiyetimizin ilk kırk haftasmda validelerimizin hucağmda buna benzer bir dönüşüm ve evrim geçirdik" (EmestHaeckel). [301]Louis BüchnerSerbest bir fikirle ve açık bir nazarla bütün bâtıl iHir aynlarak gerek paleontoloji gerek mukayeseli anato^embriyoloji açısmdan hayvanlarm üç silsilesin
araştırırsak tereddütsüz hükmederiz ki, organik âlemin bü ancak ayrıntılarda birbirinden ayrılan bir bütünden ibaj^'* Son zamanlarda Darwin'in bütün bilimleri değiştiren bu ' teorisi hakiki düşünürler tarafmdan tereddütsüz u? olunmuştur. Esasen bu teori daha önce Lamarck ve Geoffi gibi natüralistler tarafmdan da söylenmiş ve ispg^ uğraşılmıştır. Hatta Madde ve Kuvvet'in ilk basımında -1q jgjj tarihinde basılmıştır- ve Darvvin'in teorilerini tesis etmesinden beş sene önce, bu kitabm yazarı o zamana göre oldukça açıijjj surette bu meseleyi meydana koymuştur. Orada embriyolojn-e mukayeseli anatomiye ve paleontolojiye dayanarak hayvanlanr, gelişim ve dönüşümleri dikkate alınmış ve hepsinin bir asıldan gelmiş oldukları söylenmişti. Hatta bu meseleden çıkanlabüen sonuçlar o zamamn en önemli sorularına da uygulanmış, [jg] fakat bu hususta gösterilen cesaret ve cüret en mütlıiş hücumlara ve tartışmalara sebep olmuştur. Kısacası yazar ta o zaman insanlarm hayvanlardan geldiğini söylüyordu. Yalnız o zaman bilimler pek geri olduğundan bu dönüşüm ve aşamai evrimin sebepleri açıklanamamışü. Bu meseleyi daha sonra pei ziyade ayrmtılandıran ve açık kılan İngiliz hakimi Charles Darvvin bu hususta ün kazandı. Darvvin'in bu alanda ortaya koymuş olduğu teoriler dört kısma ayrılır. Bunlardan birisi hayat mücadelesi, İkincisi cinslerin dönüşümü ya ila dönüşebilir olması bakımmdan meydana gelen değişimse oluşum, üçüncüsü genetik meselesi, dördüncüsü tabi seleksiyondur. Diğer teorilere nispetle bu teori pek az bi zaman zarfmda pek ziyade parlamış ve bütün tabu bilimlere hâkim olmuştur. Bütün genç âlimler bu teoriye inanmaktadırlar. Gerçekten de tarafsız bir surette Darvvin'in fikirlerini okuyan bir kimse, hiçbir cinsin hiçbir yeni mahlûbnn onun gösterdiği şekilden başka bir şekilde meydana gelmeyeceğine inamr. Fakat acaba Darvvm'in hayvanların dönüşümüne [303] dair olan fikirleri kâinattaki genel dönüşümâ ve evrimi anklamava vpfprli midir? Hatta vahuz organÜ
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
Darwin'in dikkatine hiç maruz kalmayan bu İtfalar hakkmda da derin incelemeler yapmalıdır.
3İZ bu hususta dışsal şartların etkisini en birinci müessir rak kabul ederiz. İklim, toprak, gıda, hava, ışık, sıcaklık, ° yun dağılımı vb. gibi müessirler Geoffroy nezdinde o kadar önemli kabul olunuyordu ki bunlar, hayvan cinsleri arasındaki jlıtilaflan meydana getirmeye yeterliydiler. İkinci derecede olarak egzersize, âdete, muhtelif hayatlara uyum ve bedenin bazı noktalarınm çalışması, bazı noktalannm çalışmaması gibi hadiselere tâbi diğer birtakım etkiler daha vardır ki, Darvvin'in jelefi ve nesil teorisinin hakiki mucidi olan Lamarck nezdinde pek ziyade önemle değerlendirilmiştir. Zavallı Lamarck! Kendisinin uzun müddet rüya gördüğü söylenerek yerildi ve nihayet fakirlik ve ihtiyaç içinde vefat etti. [3041
Saymakta olduğumuz etkilere bir üçüncüsünü daha ilave edeceğiz ki, o da göçtür. Profesör Moritz VVagner, Darvvin teorisini tamamlamak üzere ilk defa bu göç meselesi üzerine genelin dikkatini çekmek istemiştir. Nihayet şurasmı da hatıra getirelim ki, bu kitabm ilk basımmda, gerek dışsal ve gerek içsel şartlar ve etkiler dolayısıyla organiklerin gerek bitki ve gerek hayvan olsun yavaş yavaş evrimleşmekte ve dönüşmekte olduklarım ve bazı hallerde aşamalı denmekten ziyade, yüksek denilebilecek evrimler meydana geldiğini zikretmiştik. Bu fikir daha sonra çağdaşlanmızdan Profesör Kölliker tarafmdan geliştirilerek "heterojen nesiller teorisi" adıyla meydana konulmuş ve nihayet evrim teorisine karışıp gitmiştir.
Şu suretle her dönüşümde, her şekil değişiminde, her gelişimde genel bir kanunun hüküm sürmekte olduğunu ödendikten ve bu hallerin sebeplerini takdir ettikten sonra, tartışılmakta olan meseleyi çözümlemek için gayet sağlam bir dayanak noktası buluruz. Görünüşte çözümü pek güç gibi görünen [305] organik âlemin kökeni ve tabii sebepleri bu suretle çözümlenerek, bu bölümümüzün başmda ikinci nesil başlığıyla da gösterdiğimiz gibi, birinci nesil tamamlamr ve yetkinleştirilir. Organik âlemin en önemsiz ve en manasız görünen gayet basit kaynaklarmdan başlayarak, yani bilinçsiz bir şekilde organik olmayan maddenin birleşiminden meydana gelen bu ilk organikler, bitkisel ve hayvansal ilk hücreyi meydana getirdikten sonra, evrim kanunu vasıtasıyla şimdiki..replika telefonlar yazdı..