replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi23
en güzel yazıları yazan replika telefonlar diyorki bir fikir elde etmekten aciziz. Eğer yine bu şeyler tama muhalif şartlar altmda bulunsa, acaba yine aynı hadise^^* doğuracaktı? Bu mesele hakkmda bir karar verebilme]^ şeylerin şimdiki zamandaki durumu ile diğer bir şçL|^ düzenlenmiş [319] bir âlem arasmda bazı mukayeseler etmek lazım gelir, bu ise mümkün değildir. Özellikle biz de? tür ayrı bir âlem içinde yaşayarak ve orada da her şeyjj, ? gayeye uygun olduğunu varsayacak olduktan sonra, ' âlemden ve o âlemin kendisine özgü olan c intizaımndan da bir şey anlaşılamaz. Biz muhtelif tamamıyla muhtelif ve zıt şartları aynı gayeye uygun bulım[J güçlük çekmeyiz.Hele bir kere kendimizi o alanlarda yaşamaya alıştıralu^ Örneğin kuzey memleketleri ahalisi için soğuk, gûı^„ memleketleri ahalisi için sıcak aym derecede latif ve faydalıdıj Bir Arap, çölü sever; bir gemici denizi sever; bir ava dağlardan ve ormanlardan hoşlanır; bir çiftçi tarlalardan memnun olur ve herkes kendi hayatmm şartlarım ve şahsi ihtiyaçlarının teminini gayeye uygun bulur. Fazla olarak insanm zekâsı gözleri önünde açılan hakikatten memnun olduğımu açığa vurmak için zorunluluk altmda bulunmaz. Şu durumda hangi [320] bir tabii hadise vardır ki insana, tabiata ve gayeye muvafık olaral; görünmemiş olsun? Bundan başka birtakım tabii hadiseler daha vardır ki, muğlaktırlar ve henüz sonuçlanmamıştırlar. Yani aşamalı evrim yolunda henüz gerektiği kadar mükemmel biı dereceye ulaşamamışlardır. Örneğin görme orgammız olan göz, birçoklarımızca bir gaye ve harika derecesinde bir organ olmak üzere görülür ve bunun metafizik bir kuvvet tarafından insanlara lutfedildiği zarmedilir. Halbuki bu orgammız gayet eksik ve mahzur kabul edilebilen birtakım vasıflarla vasıflanmıştır.
gjdarımız hakkmda da aym fikirleri öne sürebüiriz. Bu pfganlar başlangıçlarmda ancak cilde ait bazı zarflardan ibaretti jj milyonlarca senede aşama aşama meydana gelebilen iş İjölünıü sonucunda kendilerine özgü duyu sinirleri oluşmuş ve vnca birer organ haline gelebilmişlerdir. Bu işte yalmz şahsi evrimin değil, kalıbım yoluyla evrim ve çevreye uyum j^gjjiselerinin de önemli surette müdahalesi vardır, püjoılanınıza ait organlarıımzm günden güne evrimleşmekte oldukları bugün bile dikkatimizi çekmektedir. Bir tavuk \-uinurtasi gelişmeye başladığı zaman onun üzerinde duyu organlarma ait özel hücrelerden oluşan bir zarf tabakası j^evcuttur. Hayatm en ilkel derecesinde bulunan [322] protistlerde ve haşlamlılarda duyular hiç organsız ve sinirsiz bir halde mevcutturlar.
"Bu hadiseler pek açık bir surette bize ispat ederler ki, en mükemmel olan duyu organları daha önce düşünülmüş ve planı yapılmış bir yaraühşm ürünü değildirler ve hiçbir hayvarun hiçbir organı böyle bir plana uymaz. Bu organlar hayat ve bekâ mücadelesinin ve bilinçsiz bir surette meydana gelen tabii bir seleksiyonun ürünleridir" (Ernest Haeckel).
Dışsal hadiselerin, görme organmın evrimi üzerine icra etmekte olduğu etkilere gelince: Örneğin ışık gözlerimiz üzerinde önemli bir etki icra etmektedir. Biz bunu birçok örneklerle anlayabiliriz. Gayet karanlık yerlerde yaşayan birçok hayvanlar vardır ki, yavaş yavaş gözleri kaybolmuş, daha doğrusu ilkel bir halde kalnuşlar ya da diğer bir organa dönüşmüşlerdir. Bunun aksi olarak balıklar ve diğer bazı deniz hayvanları gayet büyük gözlere sahip oldukları için yan aydınlık su derinliklerinde [323] kolaylıkla yaşayabilirler. İşte tabii seleksiyon, daha doğrusu mevcudiyet kavgası, az ışıkh yerlerde yaşamak ihtiyacmda bulunan bu hayvanlarda
Louis Büchner
mümkün olduğu kadar çok ışık demeti alabilnij^^ büyük birer görme orgam meydana getirmiştir.
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, gözler bize gö verilmiş birer organ olmadığı gibi, ayaklanınız da ihsan edilmiş birer organ değildir. Bu suretle yürütmektense, ''Gözlere sahip olduğumuz için görü% ayaklara sahip olduğumuz içm yürüyoruz" demek daha h olur. Yani burada önem verilecek şey sebep değil, Gözler oluşmadan görme olmadığı gibi, dil olmadan lis|J'^ yoktu ve tamamıyla bunun aksi söz konusuydu. Yme"Geyjj^'*^ da dağ keçisi çok koşmak için uzun bacaklara sahiptir'', hiç doğru olamaz. Hakiki bir söz söylemiş olmak için "Geyü^^ da dağ keçisi uzun bacaklara sahip olduğu için [324] koşabilir" demelidir. Kirpi, kısa ve kürek şeklinde ayahjj sahiptir. Bu yüzden toprağı karıp içine sokulabilir. Şeyler tıejjj odur. Çünkü onlarm gelişimi milyonlarca temastan, kaışılıjd etkileşimlerden sonra meydana gelir. Eğer, "evrim" denilenşç^ başka suretle meydana gelebilseydi, o zaman hiçbir şeyi gayeyç uygun ve uyumlu görmeyecektik. Kuzey memleketleriniıı mahlûkları güney memleketlerinin mahlûklarına göre daha sıt ve çok tüylü kürklere sahiptir ve bu kürkler yaza oranla hşm daha sağlam ve mukavemetli bir hale gelirler. Bu hah dışsalbiı etkinin ve kesin olan ihtiyacm bir sonucu kabul etmek mi daha ziyade akla uygundur, yoksa semavi bir terzinin her hapaj için ayrıca yazlık ve kışlık elbise dolapları hazırladığını ve biı modele uygun olarak hepsine kendi özel dolabmdan elbisek tedarik ettiğini farzetmek mi daha ziyade makul ve tabiidir!! Yine herkesçe malum bir hal daha vardır ki, sıcaklığı az olan memleketlerde, iklimlerde ya da olağan [3251 sıcaklığın azlığı zamanmda cilt kolayca tüylerle örtülür. Örneğin fiüer \e gergedanlar bugün sıcak iklimlerde yaşamakta olduklanndan cüdlerinin üzerinde hiç tüy yoktur. Halbuki bunlann atalar olan eski devirlerin mamutları ve dinazorusları kııze; bölgelerinde yaşadıkları için uzun ve sıkı tüylerle örtülü idile Bundan da anlaşılıyor ki, yaşamak ve mevcut olmak içi» verümesi gereken mücadele sonucunda bu gibi haller meydana geliyor. Darvvin bunu uzun uzadıya ispat etmiş ve organÜ
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
açıklamıştır. Ve üstünlük nesilden nesile geçe geçe Jaha geliŞİp evrimleşerek nihayet bugünkü şekilleri
jj^eydana getirebildi. Bazı hayvanlarm kendilerine büyük bir p^enfaat sağlayan renkleri ve örneğin bazı yeşil kurtlar, kar denilen bembeyaz keklikler, ağaçların kabukları üzerinde (jşayan esmer kurtlar, çöllerde [326] yaşayan ve üzerinde Jolaştıklan kumlardan hiç farkı olmayan sincabi kurtlar, hiç şüphe yoktur ki, bu renklerini yine "hayat için mücadele" l^urah sonucunda kazanabilmişlerdir. Çünkü bulundukları ortamın renginden başka bir renkle renklenmiş olan hayvanlar pek kolaylıkla düşmanlarınm pençelerine düştükleri halde, bunlar aksine bulundukları ortama uyan renkleri sayesinde Ijendilerini kurtarır ve nesillerini sürdürürler. Soğuk bir iklimde bulunan tüylü ve tüysüz hayvanlarm hali de böyledir. Basit nazarlı bir gözlemci bu hadiseleri incelerken rabbani bir lütufa inandığı halde, biraz nüfuz edici nazarlara sahip olan bir âlim, bütün bu hadiselerde ancak tabii olan sebeplerin etki icra ettiğini görür. Bugün kâinatta mevcut olan şeyler, birçok etkilere mukavemet eden, bu mukavemeti sayesinde yavaş yavaş evrimleşerek hayatı temin eyleyebilen şeylerdir.replika telefonlar yazdı ve sunuyor.