replika telefon ile islam bilgisi33 bugün sizin icin replika telefon elinden gelen gayreti gösterdi ve sizlere en güzel sekilde bu yazılaını sunuyor ve arkadaslar replika telefon diyokri
1.Müzâkere celsesine katılanlardan sayın senatör Lütfi Doğan hocamız:
—«Vâde farkıyle satış yapanların buna sebep olarak sermayeye faiz ödediklerini ileri sürdüklerini, vâde farkını da faize göre ayarladıklarım» ileri sürerek faiz şüphesinden bahsettiler.
— Faiz şüphesini açıklarken vâdeli satışın, İslâm’ın menettiği faizle alâkası olmadığını delilleriyle arzetmiştik. Faizle ödünç para alıp ticaret yapanlar, peşin satışlarında bile -faizsiz çalışan-
50 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
lara nisbetle- daha fazla fiatla satarlar; niçin diye sorulduğu zaman maliyet fiatına faizin de girdiğini söylerler. Faizle sermaye temin etmek ve bununla ticaret yapmak İslâm’da caiz değildir. Ancak bazı tâcirlerin faiz ödedikleri için, peşin veya veresiye satışlarında daha fazla kâr etmeleri bu kârın da faiz olmasını gerektirmez. Kâr meşrû olan alış-verişin mahsul ve meyvasıdır. Faiz ise meşrû olmayan ikrâz ve mübâdelenin memnû meyvasıdır. Bu ikisi birbirine kıyâs edilemez.
2.Celseye katılanlardan sayın Dr. M. Cevat Akşit -şifâhî ola-
— «Vâde farkı ile bir malı satın alan ihtiyaç şevkiyle satın alır; burada irâde serbest değildir, tam rızâ yoktur; bu ise satışın meşrû olmamasını gerektirir, ayrıca vâdeli satış, seleme kıyas edilemez.»
— Risâlenin Giriş bölümünde ikrâh (zorlama, zorla yaptırma) meselesine temas edilmiş idi. Fukahânın açıkladıkları ikrâh mefhûmuna «ihtiyaçların şevki» girmez; yâni ihtiyaç şevkiyle bir akdi yapan, ikrâh-ı mülcî (dayanılmaz zorlama) altında bunu yapmış sayılmaz. Ayrıca ikrâh halinde yapılan akitlerin sahih olduğunu kabul eden müctehidler de vardır.
Selem bahsine gelince biz burada kıyas yapmadık. Selemde, malın teslimi gecikeceği için fiatın değiştiğini tesbit ettik. Usûlde deliller yalnız kıyasa inhisar etmez. İşâret, delâlet, iktizâ gibi is-tidlâl yollan mevcuttur. Ayrıca kıyas metodunu kullanarak «selemde fiat farkının illeti teslimin ertelemesidir. Vâdeli satışta da semenin teslimi erteleniyor ve fiat bu sebeple farklı oluyor» demek mümkündür.
Bu vesile ile müzâkere celsesine katılmak, veya tenkitlerini yazarak göndermek lutfunda bulunan zevâta şükranlarımı arze-derim.
İslâm hukukunda alış-veriş, muâmelât bahsinin temelini teşkil eder. Hattâ muâmelâtta ilk önce «BEYİ’» bahsi en teferruâtlı şekilde incelendikten sonra muâmelâtın (yeni ifadesiyle Borçlar Hukukunun) diğer nevileri ana hatları ile vaz’ edilir ve çoğu bahisleri beyi’ bahsine atfolunur. Beyi’ bahsi geniş ölçüde bir kıyas kaynağıdır. Fıkıh kitaplarında durum böyle olduğu gibi Mecellede de en çok madde buyû’ hakkında sevkedilmiştir (bak md. 101-403). Ahm-Satım akdi Borçlar Kanununda da hemen hemen aynı önemini korur.
İşte bu kadar geniş ve önemli bir yer tutan bey’in (alış-veri-şin veya satım akdinin) hukukî tarifi sunulacak olursa «Beyi’ mail mala değiştirmektir.» ki tarifi verilen işbu bey’ akdi hukukta mün'akit yahut gayı-ı mün'akit diye ikiye ayrılır. (»)
İslâm hukuku esaslarına bağlı bir şekilde yapılan bu tarifte bey’in akla gelen her nev’i, trampa, para veya başka bir şey karşılığı satışlar v.s. de hep içerisine girmektedir. İnsan hayatında tarih boyunca çeşitli mübâdele vasıtaları bulunmuş, beyi’ müesse-sesinin, hukukunun gelişmesinde önemli tesirleri olmuştur.
İSLÂM HUKUKUNDA ALIŞ-VERİŞTE KÂR HADDİ / 61
İçin hemen her hukukta işbu bey’in tarifi bir benzerlik taşır. Ezcümle T.B.K. md. 182’de «Satım bir akittir ki, onunla satıcı satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona naki eylemek borcunu tahammül eder.» denilmekte, biraz daha açık bir tarif ortaya konulmaktadır.
Şu duruma göre beyi’ akdi: İki tarafı da borç altına sokan il-tizâmî bir muameledir. Satıcı ve müşteriden her birisi diğerine karşı bir kısım vecibeleri yerine getirmek zorunda olduğu gibi bir kısım haklarla da teçhiz edilmişlerdir. İşte bu hak ve vecibelerden ancak başlığın şumûlüne girenler ileride incelenecektir.
Alış-Verişin (Bey'in) Nevileri
Gerek fıkıh kitaplarında, gerekse onlardan faydalanılarak hazırlanan Mecelle’de değişik yönlerden, alış-verişin tarifleri yapılmıştır. îcâb ve kabûl yönünden, semen ve mebi’ yönünden, taşıdığı bir kısım şartlar yönünden ve nihayet kârlı satış olup .olmama yönünden bu nevilerin her birisi hakkında hükümler sevkedilmiş-tir.
Kârlı Veya Kârsız Satış Nevileri
Satış muameleleri semenin mikdarı bakımından:
a)Müsâvemeli Satış: «Tarafların üzerinde anlaşabildikleri herhangi bir semerue mebii mübadele etmeleridir.» (2). Buna pazarlıkla satış da denilir. Burada satıcı malın kendisine kaça mâl olduğunu belirtmez, malını aza veya çoğa satabilir.
İslâm hukukunda beyi’ denilince de en çok akla gelen ve kas-dolunan işbu pazarlıkla (müsâvemeli) satıştır. Hattâ fakihlerin çoğu, içinde bulundukları zaman ve şartları da gözönünde tutarak «Bu nevi satışta hatâ ve yalan ihtimâli azdır, onun için de en çok beğenilendir.» derler. Meselâ bir kimse kendisine metresi 150 liraya mâl olan bir top kumaşı mâliyetinden müşterisine bah-setmeksizin «Ben bu l^umaşı metresi 190 liradan satıyorum.» der ise bu bir müsâvemeli satıştır.
b)Murahahalı (kârına) satış : Bir şeyi mâl olduğu (mâliyet) fiyat üzerine belirli bir nisbette kâr ilâvesiyle satışa mürabaha yoluyla satış denilir. Böyle bir satışta en önemli husus; mebiin mâliyet fiyatının tereddütsüz ve güzel hesaplanmasıdır. Meselâ bir kimse kendisine metresi 150 liraya mâl olan kumaşı muayyen bir kârla «30 lira fazlasına» veya mâliyetinin % 20’si kâr ile satması
murabahalı bir satışdır. Cenâb-ı Hak alış-verişte kârı yasaklamadığı gibi, kâr için İslâm hukukunda bir asgarî veya azâmi hadd de tesbit edilmiş değildir (s). Ancak ileride en çok üzerinde durulacak bu satış nevi ve diğerleri hakkında dolaylı da olsa bazı tahdid-1er konulmuştur.
Liberal sistemlerde de serbest rekâbet esası mevcut olup oralarda da fiyat kontrolünü sağlayan istisnâî tedbirler ve fiyat tah-didleri vardır. T.B.K. ve T.T.K. ile diğer bazı hususî kanun hükümleri bunların birer misâlidir.
c)Tevliye Suretiyle Alış-Veriş: Bir kimsenin, satın aldığı malı kendisine kaça mâl oldu ise o fiyatta bir ziyâde veya noksanhk yapmaksızın mâliyet fiyatına satmasıdır. Bir bakıma ilk semeni yine misli ile mübâdeleden ibarettir. Meselâ mâliyeti 2000 lira olan bir malı yine aynı fiyatla satmak tevliye suretiyle bir satışdır (<).
Bey'u’l-iştirâk denUen satış da yine tevliye suretiyle satışın bir nevidir. Ancak burada mebiin yalnızca muayyen bir kısmmı semeninden muayyen bir kısmına tekâbül eden mikdarla satmakdır. Böylece ortaklık söz konusu olmaktadır.
d)Yadla Suretiyle Alış-Yeriş: Elde mevcut malı önceki mâliyet fiyatmdan belirli bir miktar noksanına satmakdır. Böyle bir satış da yine dinen ve hukuken muteber sayılmıştır. Yeter ki, mal sahibinin içinde bulunduğu ihtiyaç durumundan, hülûs ve saffetinden faydalanma cihetine tevessül edümesin. Vadîa suretiyle alış-veriş; murabaha suretiyle ahş-verişin tamamen aksi bir muâ-meledir.
Kâr veya zarar yönüne göre bey’in nevileri belli başlı bunlardır. Ama genellikle mal sahibi malın kaça mâl olduğunu çoğu ker-re güzelce tayin edemediğinden veya yapılan maliyet hesabında şüphe bulunabileceği ihtimâline binâen İslâm hukukçuları murabaha, tevliye veya vadîa suretiyle alış-verişleri hataya, yalan söylenmesine sebebiyet verebilir, onun için de bir malın müsâveme, pazarlık yoluyla, satılması tercihe değer, demişlerdir (s). Bununla beraber fiyat, kâr veya zarar yönünden en çok hüküm, pazarlık suretiyle satış hakkında değil, diğerleri hakkmda sevkedilmiş-tir.Bcy'^L'l-îyne : îyne; kelime itibariyle faizi andıran bir muâ-ıneledeki fazla mikdardır. Böyle bir alış-veriş şu şekilde icrâ edilir: Mal sahibi malını bir bedel ile veresiye olarak birisine satıp o malı sattığı^ şahıstan, aynı anda peşin fakat daha noksan fiyatla tekrar geri satın almasıdır. Genellikle bu nevi alış-veriş paraya ihtiyacı olanla maddî durumu iyi tüccar arasında cereyan eder. Şöyleki, ihtiyaç sahibi bir kişi mağaza sahibine gelir, ödünç para ister, o da karz akdinde faiz yasağı olduğundan, karz yoluyla bir şey elde edemiyeciğini düşünerek ihtiyaç sahibine der ki, «Benim size ödünç vermem mümkün değil ama istersen çarşı-pa-zar fiyatı 1000 lira olan şu takımı ben sana 1200 liraya veresiye-altı ay sonra bedelini ödemek üzere- satayım ve peşin fiyata bu malı 1000 liraya senden satın alayım.»
İşte bu müzakereler sonucu taraflar mutabakata varırlar ve satış akdi meydana gelirse, ödünç isteyen kişi ihtiyacı olan paraya, ödünç vermiş gözüken de arzuladığı kâra kavuşmuş olur.
Böyle bir satış akcunlu tefsirinde, hukuken muteber olup olmadığı hususunda İmam Muhammed der ki, «İşin içerisine faiz şüphesi karışmaktadır, bu şüphenin ber-taraf edilmesi için araya bir üçüncü şahsın girmesi şarttır. Şöyleki, A kendisinden ödünç isteyen B’ye çarşı-pazar fiyatı 100 liraya veresiye satar, B de mebii kabzettikten sonra pazarda 1000 lira peşin fiyatla C ye satar ve semeni kabzeder. O takdirde dört başı mamur bir muteber satış akdi meydana gelmiş olur. Aksi halde bey‘u’l-îyne-de şeklen değilse bile de manen ve hükmen: ^Halbuki Allah alış-verişi helal, ribâyı (fâizı) haram kılmıştır.(o) Âyet-i Kerîme’ sinin umumî hükmüne muhalif düşer. Sebebi ise sırf zamana müs-tenid, karşılıksız bir kazanç söz konusudur. Hanefîlerin çoğu da B,ynı fikirdedir, ancak Ebu Yûsuf’un araya üçüncü bir şahsın girmediği Bey‘u’l-îyne muâmelesini câiz ve bu işe vesile olanın nıükâ-fatlandırılacağı kanaatma sahip olduğu fıkıh kitaplarında açıklanmışsa da kanaatımızca Ebu Yûsuf’un da câiz ve hoş karşıladığı Bey‘u’l-ıyne (veya îyne) herhalde araya üçüncü bir kişinin girdiği bir satış şeklidir (7). İmam Muhammed de «Böyle bir işlem bana cidden çok tuhaf geliyor. Fâiz yeme yollarından bir çeşidi de budur. Hadîs-i Şerif’de;
kSİz lyne alış-verişini yayar; sığırların kuyruklarına yapışır da ziraate râzı olur ve cihâdı terkederseniz Allah üzerinize bir mezellet musallat eder de tâ dinine dönünceye kadar onu kaldırmaz.
6)K. Kerim, SOretü’l-Bakara, âyet ; 225.
7)el-Bedayı’ c. 5, s. 146. el-Fetâvâ’l-Hindiyye c. 3, s. 208. Nihâyetü’l-Muh-tac c. 3. s. 477.
64 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
buyurulmuştur (s). Ama bir kimse diğerinden bir mal satın alır, akıt biter, daha sonra da (önceden şart koşulmaksızın) daha aşağı veya yukarı fiyatla onları, satan kişi tekrar geri satın alırsa bu helaldir. Çünkü önce bir sahih akit meydana gelmiş, sonra da yepyeni bir akit yapılmıştır (9). Bu hususta en meşhur rivayet şudur; Bir kadın Zeyd b. Erkâm’dan 800 dirheme bir köle satın alır ve aynı anda 600 dirheme tekrar Zeyd b. Erkâm’a satar. Keyfiyet Hz. Aişe’ye sorulur ve O da der ki,
— Zeyd’e söyleyin. O, Rasulûllah’ (s.a.v.)la birlikte katıldığı harpte kazandığı sevabı kaçırmıştır. Meğer ki akdi boza ve tevbe ede.» (10). •
Ebû Yusuf gibi İmam Şafiî de bu akdi kıyasen câiz görür. Çünkü O’na göre, kabzIa mülkiyet tamam olur, onun için de müşteri malı istediği fiyatla istediğine satabilir, bunda bir beis yoktur. Peşinen o semenle eğer o mal bir başkasına satılabilirse, aynı semen-i misil ile asıl satıcıya da satılabilir, o da bunu satın alabilir.
Zeyd b. Erkâm ile ilgili yukarıdaki hadiste geçen noksanlık faize tevessül için değildir (“)• Ama karşı görüşte olanlara göre iki fiyat arasındaki farklılık tamamen karşılıksız kalmıştır. Eğer satılan o malın narhı (çarşı-pazardaki fiyatı), satış fiyatından aşağı veya fazla tesbit edilirse veya yeni bir engel çıkarsa peşin fiyatla bile olsa alış fiyatından daha aşağıya satılamaz. Ahmed b. Han-bel’in görüşü de budur (i^). Tekrar aynı mal kendi mülküne dönerken ancak mevcut bir ayıp sebebiyle daha aşağı fiyatla geri satın alınabilir.
Bir kimse elindeki malı peşin fiyatla birine satar, sonra o malı aynı kişiden veya vekilinden vadeli olarak daha pahalı fiyatla geri alırsa bakılır, eğer bu durumda mebi’de bir değişiklik yapılmışsa câizdir ama aynı şekilde (verildiği gibi) geri satın almak caiz değildir. Çünkü yine bu durumda faize yol açar. Bu mesele de tıpkı bey‘u’l-îyhe (lyne) gibidir. (i3). Kısacası hakim görüşe göre beyu’l-ıynenin muteber olmadığını ileri sürenler şu Hadîs’i de delil olarak ileri sürerler:
ixKarz vermek için, bir şeyi satmak, bir akidde iki şart, karşı-
8)el-Bedâyi’ c. 5, s. 199. îbn Âbidîn c. 4, s. 269. Ebu Davud, büyü’ 54, mü-lâhim 10. Müsned-i Ahmed 2/42.
9)el-Muhallâ mese’le 1500, c. 9, s. 581 - 582.
10)Müsned-i Ahmed 4/180.
11)el-Ümm c. 8. s. 85, aynı yer Muhtasaru’l-Müzeni. el-Bedâyi’ c. 5, s. 199. el-Muğnî c. 4, s. 194.
el-Müdevvene c. 4, s. 123-126. el-Bedâyi c. 5, s. 199. el-Muğni c. 4. s. 194, 195, el-Zeylei c. 4. s. 53, 54. el-Muğnî c. 4, s. 195. ez-Zeyleî c. 4, s. 54, 55.
İSLÂM HUKUKUNDA ALiŞ-VERtŞTE KÂR HADDİ / 6^
Itksız kâr, gelir ve bir kimsenin, nezdinde olmayan şeyi satması helâl değildir.(i;*). Fıkıhta da «Helâl ve haram birleştiğinde, bir arada bulunduğunda hiç şüphesiz haram helâla galebe çalar.» külli kaidesi konulmuştur. Kötülüklerin önlenmesi, menfaat temininden daha üstündür (»s).
f)Bey’ Bi’l-Vefâ : Kârla veya haklı veya haksız kazançla doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde alakalı bir alış-veriş nevi de budur. Mecelle’nin md. 118’den de faydalanılarak kısaca şu şekilde açıklanabilir: A elindeki malı B ye satar. Ancak ileride A aldığı semeni tekrar B ye geri verdiğinde B de o malı (mebii) A ya geri vermek şartıyla mukayettir. Bu durumda müşteri B, maldan faydalanabilmekte fakat o malın tam bir mâliki değildir. Çünkü ileride iki taraf bu akdi fesih imkânına sahiptirler. Mecelle md. 118’e göre «Müşteri mebi ile intifa’ eylemesine nazaran bey-i câiz hükmünde ve tarafeyn bunu feshe muktedir oldukları cihetle bey-i fâsid hükmünde ve müşteri mebii âhara satamadığı cihetle rehin hükmündedir.»
Nitekim rehin yönü üstün ve ağır olduğundan bey* bi’l-vefa hakkında müstakil hükümler sevkedilmemiş, hep rehin bahsine havâle edilmiştir (^«). Taraflar verdikleri sözlere riâyet ettiklerinden alış-verişe de «BEY* Bİ’l-VEFA) veya «BEY* Bİ ŞARTİ’L-VEF» denilmiştir ve hakkında Mecelle md. 396-403 de hükümler sevkedilmiştir ki, burada biz onların izahına girmeyeceğiz. Ancak akidde müşteri, ödediği semene karşılık mebiden faydalanabilmekte ve bir gelir sağlamaktadır.
İmameyn bu satışa bağlayıcı olmayan bir satış derler ve önceden beyu’l-vefâ denilmese de sonradan denilse bu da câizdir (i’). Şu kadar var ki, taraflar ileride böyle bir akdi feshe muktedir olunca hükmü fâsid alış-verişe benzediğine göre fâsid satışlar fukahâ-ca hiç de iyi karşılanmamıştır ve hattâ «fâsid satış gasbdan daha kötüdür» Ö®) demişlerdir.
Ebu Davud, büyü’ 78. Tırmizî, büyü’ 19. Neseî, büyü’ 60,72.
ez-Zeyleî c. 4, s. 55. Hâşiyetü Şelebî alâ’z-Zeyleî c. 4. s. 53, 54. Mecelle
md. 30 «Def’i mefâsid celb i menâfi'den evladır.» denilmiştir. el-Muhal-
lâ, mes’ele 1559. C. 9, s. 678, 689, 690, 691.
el-Fetâvâ’l-Hindiyye c. 3, s. 209.
adg. e.c. 3, s. 209.
adg. e.c. 3, s. 212.
60 / VÂDE FARKI ve kâr HADDİ
Semen ve meM hakkında kısa bilgi
Semen: «Semen, satılan şeyin bahasıdır ki, zimmete taalluk eden şeydir» (i»). Şu hukukî tarife göre satılan şeyin bahası zamana, örfe göre değişebilir. Bugün semeniyyette hâkim unsur para birimi iken yarın bir başka ki5anet semen olmakta hâkim duruma geçebilir. Onun için Mecelle’nin bu tarifi yeni hukukî tariflerden daha şumüllüdür.
Mebi: «Mebi, satılan şey ki bey’de taayyün eden ayndır.» (20). Şu tarife göre alış-veriş akdinde akdin esaslı unsurlarından birisi de akid mevzuunun, mebiin bulunmasıdır. Bir bakıma semenden daha önemlidir. Ancak mevcut bir maldan faydalanma söz konusu olabilir. Satış akdiyle mebi de taayyün etmiş sayılır ama semen, ödenecek para tam taayyün etmemiştir. Meselâ, akid meclisinde mevcut bir kasa portakal 100 liraya satıldığında artık o bir kasa portakal (mebi) muayyenlik kazanmıştır ama ödenecek 100 lira (semen) bir tek yüz banknot olabileceği gibi değişik, kesirli paralarla da verilebilir, ödenebilir. replika telefon sundu.
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- Cep Telefonu Modelleri
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Seo Fiyatlari
- Seo calismasi
- Spot İphone
- Spot Telefon
- Spot Samsung
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefonlar
- replika telefon google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- Samsung İphone Cep Telefonu Aramalari
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Edge > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder