Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- Cep Telefonu Modelleri
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Seo Fiyatlari
- Seo calismasi
- Spot İphone
- Spot Telefon
- Spot Samsung
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefonlar
- replika telefon google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- Samsung İphone Cep Telefonu Aramalari
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Edge > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
replika telefondan islam bilgisi99
replika telefondan islam bilgisi99 evet arkadaslar ben ve replika telefon sizler icin diyoruzki yine bu papaz (Eğer, islâmiyyctin bıristiyanlıkdan dahâ üstün ve faziletli olduğu iddiâsı doğru olmuş olsa idi, Allahın melekû-tunu yukarıda anlatılandan dahâ güzel, dahâ yüksek ve dahâ rû-hânî göstermesi îcâb ederdi. Yeryüzünde bulunan milletlerin hâllerine ve memleketlerine dahâ uygun olması îcâb ederdi, tn-sanlan dünyâda se'âdete, kemâle ve adâlete kavuşdurması ve dünyâdan ayrılacakları zemân da, izzet ve se’âdet-iebediyyeyi dahâ çok ümmîd etmelerine te'sîr etmesi lâzımdı)
CEVAB: İslâm dîninde Allahü teâlânın melekûtu, Muhammed aleyhisselâmın şerî’atidir. Onun ahkâmı ile amel edenler, dünyâda ve âhiretde sonsuz ni’metlere kavuşurlar. Ona tâbi’ olmıyan-1ar ise, hüsrâna uğrayıp. Cehennemde azâb olunacaklardır. Böyle olduğu Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde en güzel şekliyle, geniş olarak anlatılmışdır. Âhiretde mü’minler için va’d edilen ni’metler, se’âdetler temâmen anlatılsa, bunları insan aklı kavrıyamaz. Bu papazın, dört İncîl ile Petrus ve Pavlosun mek-tûblarından başka, dünyâda olanlardan ma’lûmâtı olmadığından, böyle garîb bir iddiâda bulunması cehâletinden başka bir şeyi göstermez. Se’âdete, huzûra ve adâlete kavuşdurmakda İslâm dîninin kuvvet derecesini bilmek için, islâmiyyeti ve İslâm devletleri târîhini, iyi incelemek lâzım olduğunu kendisine hâtırlatırız. Bu iki dînin ahvâl ve keyfiyyetini bilenler, Hıristiyanlık dîninin me-lekûtdan uzak, [Pavlosun ve konsillerin ve papazların ellerinde bin bir şekle girmiş] olduğunu iyi anlarlar. İslâmiyyctin ve Hıristiyanlığın ahvâlini ve târihlerini okuyan bir kimse, hakikatin bu papazın iddiâ etdiği şeyin tam tersi olduğunu anlar.
Yine bu papaz, (Her hıristiyan, îsâ Mesîhin öldükden sonra di-
rilip göğe çıkmasını, ya ’n/ kıyâmını kendi kurtuluşuna bir kefalet kabul eder. Hıristiyanlar ölüm korkusundan, ''ölmek mes-cidde uyumak gibidir” inancı ile emin olmuşlardır. Hıristiyanlar, ölümü zararlı değil, fâideli kabûl ederler. Hâlbuki, müslimânla-rın çoğu ölümden korkmakdadır. İ'tikâdlarına göre, kendilerini âhiretde ümmîdvâr edecek bir çok va 'dler bulunduğu ve bilhâs-sa gazâya çıkıp da şehîd olmak için can atan çılgınlar, can verirlerken kendilerini hurilerin karşılayıp. Cennet bağçelerinde ağırlanacaklarım zan ederler. Bütün bunlar bizce de inkâr edilmiş değildir. Bununla berâber, can verirken müslimânlarda görülen fe-râh ve sevinç, âhiretde ihsân olunacak bir takım latif taâmlar ve hûri kızlan gibi nefsin arzû ve lezzetlerine bağlıdır. Fekat hıris-tiyanların, o hâldeki sevinçleri, günâhlardan temizlenmiş, rûhâ-niyeni bedenler ile, cenâb-ı Hakkın huzûruna vardıklarına tam inanmalarındandır. Bu da, islâmiyyetin hıristiyanlık kadar se-mâvi ve rûhâni olmadığını isbât eder) demekdedir.
CEVÂB: İslâm i’tikâdında [inancında] öldükden sonra insanlar tekrâr dirilecek, mahşer yerinde toplanacaklardır. Burada hesâblar görülüp, herkes hak etdiği Cennet veyâ Cehenneme götürülecekdir. Sevâb [mükâfât] ve azâb [mücâzât] herkesin yap-dığı amele göre, derece derece olacakdır. Biz müslimânlar için âhi-retdeki en yüksek derece, Allahü teâlâya kavuşmakdır. Yoksa, yalnız Cennet taâmlarına ve hûrîlere kavuşmak değildir. [Zâten, mü’minler dünyâda her yapdıklannı Allah rızâsı için yaparlar. Yapılan amellerin en efdâli ihlâs ile [Allah rızâsı için] yapılandır. Mü’minler ölümü aslâ kerîh görmezler. (Allahü teâlâya bir can borcumuz var, bunu her yerde vermeğe hâzırız) derler. Çünki onlar, (Kim Allahü teâlâya kavuşmak istemezse, Allahü teâlâ da, ona kavuşmak istemez. Kim Allahü teâlâya kavuşmağı severse Alla* hü teâlâ da, ona kavuşmağı sever) ve (Ölüm, dostu dosta kavuş-duran bir köprüdür) hadîs-i şeriflerine tam inanmışlardır. Pek çok din büyükleri ve Evliyâ ölümü hemen isteyerek, Allahü teâlâya, Resûlullaha ve Evliyâdan olan hocalarına ve diğer Velîlere kavuşmağı istemişlerdir. Kendilerini ölüm hastalığında gören talebelerine, (Üzülmeyiniz! Resûlullaha ve Allahü teâlâya kavuşacak bir kimse için veyâ bir evin bir odasından diğer odasına geçecek olan kimse için ağlanılmaz) diye nasîhat buyurmuşlardır. Bu din büyüklerinin hepsi, tatlı bir tebessüm ile güler oldukları hâlde, dünyâdan ayrılmışlardır.] İşte burasını söylemek, papazın işine gelmediğinden, sâdece cismânî Cennet ni’metleri tarafını beyân etmişdir. Güyâ bu, i’tirâzını kuvvetlendirmekdedir. Hâlbuki, bu kadar i’tirâzı ve teassubu ile berâber, müslimânların ve Çe-şidli yardımlar yapıyorlar. Hattâ, o zevallı insanlara maâşlar bağlıyorlar. Fekat yine de, onları hıristiyan yapamıyorlar. Bu papaz, acabâ bunları bilmeyecek kadar câhil midir?]
Yine bu risâlede, (Hıristiyanlığın melekûtu, dünyânın mele-kût ve saltanatına benzemez. Rûhânî ve hakîkî bir melekûtdur. Onun rûhânî, hakîkî ve kendine mahsûs dîni tabVatı îcâbı, insanları bulundukları her bir hâle ve mahallerine uygundur. Ne bir memleketin hâkimlerini ve ileri gelenlerini hıristiyan yapmağa itibâr eder, ne de onların isteklerini ve âdetlerini temâmen red eder) demekdedir.
CEVAB: Bir din, insanların bulundukları her hâl ve mahalle uygun olunca, artık hâkimlerini ve ileri gelenlerini o dîne da’vet etmeğe lüzûm kalmaz. Çünki, o dînin kendisi, kendini neşr eder, yayar. Fekat protestanların hıristiyanlığı yaymak için nasıl çalış-dıkları meydânda olduğundan, bu iddiâları da, hakîkate uygun değildir. Bir diğer husûs da, hâkimlerini ve memleketin ileri gelenlerini hıristiyanlığa da’vet etmemeği, bir nev’i yüksek himmet ka-bûl etsek de, onların isteklerini ve [kötü] âdetlerini red etmemek-de, acâba ne gibi bir fâide düşünülebilir. Yoksa, bu papazın nazarında, her kötülük, hıristiyanlık dîninin tabî’î ruhâniyyetin-den midir?
Papaz yine bu risâlede, (Hıristiyanlığın bu dünyâdaki asi maksadı, hıristiyan milletlerin kuvvet ve kudret dâiresini genişletmek olmayıp, Allahü teâlânın izzet ve saltanatını, her bir insanın kalbine ve her bir kavmin arasına ve her bir memleketin ehâlisine yaymak ve kabûl etdirmekdir) demekdedir.replika telefon sizler icin hazırladı.
replika telefon, replika telefonlar,
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder