replika telefon ve madde ile kuvvet bilgisi34

replika telefon ve madde ile kuvvet bilgisi34

 sizlere bugün yazılarını yazan replika telefon diyorki Amfibi smıfmdan olan bazı k sürüngenlerden de gayet garip ve korkunç gelmiş ve bazıları hem kuş hem de memeli -kendisinde birleştirerek gayet büyük olan müddet yaşamışlardır.Mezolitik devresinde açığa çıkan hayvanlan itibarıyla gerek cinslerin çokluğu ve gerek [278] bu meydana gelen evrim açısmdan birinci dereceye uygun düşmüştür. Bitkiler sahasmda cycodeVler, hunu^^'** dicotyledone'larm en yüksek cinsleri meydana geidiğj^'* hayvanlar sahasmda da sürüngenler, kuşlar ve memelijç,^ omurgahlarm üç önemli smıfı açığa çıkmıştır. Bundan k? fertlere de dikkatle bakılacak olursa, ilk devreye nJ organlarm belirginleşmesi ve gelişimi noktasında dj^ üstünlük görürüz" (Zittel).
"En rühayet seratitler (ceratite) ve ammonitler (amjn^n^ açığa çıkmıştır ki, bunlar da yukandaki iddianın dehlleriıij* (Zittel).

İkinci nesil âleminde bir adım daha atacak olursak üçüı^ devreye, yani yeni devre demek olan kenolitik (krâolıiiış„ devresine gireriz. Bu devre Dünya'nm evrimi tarihinin âçi birini işgal eder. Süresi yaklaşık birkaç milyon senedir, h devre sırasmda da evrim gayet düzenli bir surette de\ı etmiştir. Yazar Lyell bu devreyi deniz [279] hayvanlannın bazı fosillerin zamanımızdaki benzerleriyle mukaye açısından üç kısma ayırmıştır. Birinci kısım Yunanca "sai kızıllığı" demek olan "eos" kelimesinden türeyen "eoser, (eocene) kısmıdır ki, şimdiki zaman kabuklularının yüzde îç buçuğunu içerir. İkinci kısmı "az yeni" manasına oU "miosen" (miocene) adıyla anılır ki, söz konusu kabuklulara yüzde on yedisini ve "daha yeni" manasma olarak "plioseo ipliocene) adı verilen üçüncü kısım da yine bu kabuklulâidâr yüzde 35-50 kadarmı içerir. Bitkiler sahasmda yine hurmalaıİJ dicotyledone'lar bulunduğu halde, hayvanlar sahasıpd^ memeliler diğerlerine üstünlük kazanmıştır. Bu yüzden
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
göller haline girmiş ve Dünya'nm her tarafı [280] kendi
. jjıe göre ayrı ayrı tabiatlar, coğrafya ve biyoloji farkları '^jj^iştir. Hayvanlar ve bitkiler gerek ferdiyet gerek cinsiyet yavaş yavaş şimdiki zamandaki emsallerine benzer (jenilfibilecek bir evrim derecesine ulaştılar.
«İşte dünyalım en güzel zamam bu devirden sonra jj^eydana geldi ki, bütün yeryüzü gayet latif ve renkli çiçeklerle ^iynetlenmeye ve vaktiyle içdöllemneli olan birçok bitkiler latif ye mavi çiçeklerinin altmda bereketli tohumlar üretmeye İjaşladdar" (Dodel).
Hayvanlara gelince, en basitlerinden balıklara kadar yamanımızdaki nesillerine benzer genel özellikler gösterdikleri İmalde, amfibilerin ve sürüngenlerin gayet büyük olan bazı örnekleri kayboluyor ve memeliler sınıfmm buna benzer mahlûkları aym akıbete uğruyordu. Bundan sonra şimdiki "tımaklı"larm, geviş getirenlerin ve derisi gayet kaim olanlarm ilk nesilleri meydana [281] gelmeye başlıyor. Bunlann içerisinde bazen o kadar büyükleri meydana gelmiştir ki, bir benzerlerini daha görmek mümkün değildir. Çünkü üçüncü devrenin gelişmeye elverişli ve sıcak olan ikliminde fevkalade büyük bitkilerin ve hayvanlarm açığa çıkması mümkün olabilir. Bu devrenin sonlarmda şiddetli bir kuraklık ortaya çıkarak birçok denizler kurumuş ve Alp Dağlan silsilesi meydana geldiği gibi, bazı boğazlar da çatlamıştı. Bu hadiselerin iklim ve coğrafya aynmı açısmdan önemi aşikârdır. Bundan sonra havamn sıcaklığı bazı yerlerde yükselerek ve bazı taraflarda azalarak muhtelif sıcaklık bölgeleri meydana geldi. Bu münasebetle omurgasız olan bazı hayvanlarla birçok balıklar yavaş yavaş şimdiki gelişimlerine yakın bir derecede yetkinleştikleri gibi, yüksek olan omurgalılar da sayılması mümkün olamayacak derecede türler, cinsler ve farklılıklar sergilediler. Bu sıradaydı ki, en büyük hortumlu ve sert kabuklu hayvanlar ve özellikle file benzer gayet büyük mastodonte admdaki hayvanlar ve yine bu cinsten olup bugün [282] fosilinden başka bir şeyi bulunmayan dinotlierium'lar vb. hayvanlar meydana gelmiştir. Bunlann bugünkü nesilleri filler, deniz aygırları, sırtlanlar ve familyasmdan olan pençeli hayvanlardır. Yine bu bayvanlarm en ziyade geliştikleri devir, "diluvium" devresidir H aynı zamanda maymun familyaları da meydana gelmeye
bugünkü hayaün en parlak, en gösterişli ve en yetkin biröme}, olan insandır. İnsan sürekli ve zincirleme birçok şekillerj dönüşümleri ve aşama aşama evrimleri sonucunda, devir sonlarmda pek ilkel bir surette kendini göstermiş dördüncü devir sonlarında da tamamıyla ortaya çıkmıştır. Bu hadisenin pek büyük olan öneminden ve Dünya'nm gerel hayvanlarımn replika telefon ve gerek bitkilerinin geleceğine dair edinebileceğimiz vukuflar açısmdan bu devir pek önemli kabul edilmiş ve antropolitik {anthropolithiqııe), daha doğrusu antropozoik (antropozoîque) adıyla anılmaya başlannuştu Herhalde son incelemelere göre insanm Dünya üzerinden? zamandan beri bulunabildiğini takdir etmek ve bu zamanın yüz bin seneye ulaştığım söylemek gerekir. Son zamanlarda gerçekleşen bazı keşiflerden insanm söylediğiniz derecede esH olduğu, hatta üçüncü ve ikinci devrelere kadar [sıi uzanabileceği sabit oluyor. Profesör Marsh isminde Amerikal bir jeoloji âliminin iddiasına göre insan, Avrupamn glm devrinden ancak iki bin beşyüz sene önce mevcut idi, Fakat insanm üçüncü devrede de mevcut olmasımn kesinliği bu rakaım pek ziyade yükseltir. Özellikle Profesör VVhitne/in insan enkazmdan ve
zmaların sürekli dönüşüm tarihi incelenir ve sınırlarını belirlediğimiz devreler dikkatle incelenecek gayet açık ve itiraz edilemeyecek bir hakikat meydana o da evrim kanunudur.
kanun tabii olan birtakım haller vasıtasıyla gerek içsel ve ,rek dışsal olarak her ferdi etkileyerek pek çok derecelerle [285] ^^sini tashih ve ikmal etmektedir. Faraza ara yerdeki jereceled bir tarafa bırakacak olur da yalnız ''moner"leri ve .^ggııı inceleyecek olursak, tabii bu kanunu ve önemini anlayandayız. Fakat bunları bir zincirin iki uçları gibi kabul ederek birer birer ara yerdeki halkaları da araştırmaya başlarsak, mesele olanca açıklığıyla nazarlanmızda belirginleşir. Örneğin eklemlilere ait şistler (schiste) ve arduvazlar (ardoisier) arasmda bulunan türlerin sayısı yirmi yediye kadar çıkmıştır ki, bu türler evrim âleminde pek önemsiz olan bir tek mahlûkun sergilediği birbirinden yüksek şekilleri ortaya koyar. Şu kadar ki, henüz bütün hayvan silsileleri aym suretle smıflandmlamamıştir.
Birtakım eski natüralist felsefe meslekleri gibi birçok dereceleri içeren silsileleri bir şekle bağlamamalı ve basit bir örnek olmak üzere kabul etmemelidir. Bu filozoflar derler ki: Mutlaka her silsilede bir derece sonra bulunan örnek bir derece önce bulunana nispetle daha mükemmeldir. Yani incelemelere monadlardan, [286] süngerlerden başlayarak en yüksek organizmalara kadar çıkmalı ve en nihayet "msan"da karar kıİmalıdu'. Bu fikir, hakikatle taban tabana zıttır. Böyle bir inceleme hakiki evrime asla ulaşamaz. Evrim süsilesi bu kadar basit değil, pek muğlaktır. Organiklerin yüksek dereceleri o kadar çok türlere ayrüırlar ve ışmhlar, yumuşakçalar, eklemliler, omurgahlar adıyla o kadar çok türler meydana getirirler ki, bunlardan birini diğerlerine tercih etmek içm ne gibi tercih sebepleri aranacağım hiç kimse belirleyemez. Bu dallardan her biri genel olan gövdeden ayrıldıktan sonra münferiden kendince mümkün olduğu ve mevcudiyetinin müsaade ettiği bir dereceye kadar evrünleşmiş ve evrimleşmekte bulunmuştur. Örneğin bir ağacın dallan birbirinden ayrı olarak mümkün olduğu kadar geliştikten sonra ya kurur ya da diğer birtakım dallarm kendisinden çıkması için bir esas olur. İşte organik âlemde de böyledir. Bir dal genel bir gövdeden nkm mrrimp baslavarak kendi [2871 kökeni olan..replika telefon yazdı..