cep telefon fiyatlarıindan islam bilgisi5

 cep telefon fiyatları


cep telefon fiyatlarıindan islam bilgisi5 bugün cep telefon fiyatları sizler icin yazıyor ve islam bilgisi cep telefon fiyatları sizin  icin  devam l olarak bu islam bilgilerini paylasmaya devam edecek ve sizin icin cep telefon fiyatları diyorki Hire ahalisinden hıristiyan olan Cefne ve Hürmüzan FIruz' un hançerini eline almış bir müddet baktıktan sonra Firuz'e verirken Abdurrahman bini Ebubekir'in üzerine varmasıyla hançer Hürmüzon'ın elinden düşmüştü.
Ertesi gün Firuz Hz. Ömer (r.a.)i yaraladı. Hz. Ömer (r.a.) in vefatından sonra Abdurrahman bini Ebûbekir olayı Hz. Ömer’in oğlu Ubeydul-lah’a haber verdi. Ubeydullah da babasının öldürülmesini üçünün kararlaştırdığına inanarak, Hürmüzan ve arkadaşlarını öldürdü.Halbuki, böyle bir şübhe ve zan üzerine adam öldürmenin şeran cezası kısastır. Yani onun da öldürülmesi... Sa’d ibni Ebi Vakkas (r.a.) Ubeydullah'ı yakalayarak, mescidde bulunan Emirülmüminin Hz. Osman (r.a.) in huzuruna götürdü. Hz. Osman (r.a.) yanında bulunan seçkin sahabelerden düşüncelerini sordu. Hz. Ali (k.v.) Ubeydullah ın kısas edilmesi gerektiğini söyledi. Amr - ibnül - As ise «Dün Ömer, bugün de oğlu kati olunamaz.» dedi. Bunun üzerine Hz. Osman (r.a.): «Ben de Emirülmümi-nln sıfatıyla, kısası diyete çeviriyorum. Diyeti de kendi malımdan vereceğim.» dedi. Ve Ubeydullah bini Ömer'i de serbest bıraktı.
İşte bu olay da sonradan Hz. Osman (r.a.) aleyhinde ileri sürülen suçlamalardan biri oldu.Küfe valisi Sa'd ibnl Ebi Vakkas (r a.) Beytülmal memuru Abdullah ibnl Mesud (r.a.) in sorumluluğu altındaki beytülmaldan birkaç akçe borç aldı. Sa’d (r.a.) gününde borcunu ödeyemedl. Gün istedi ise de Abdullah bini Mesud (r.a.) gün vermedi. Bu sebeple ikisinin arasında hoşa gitmeyecek çekişmeler oldu.bu çekişmelere taraf oldular. Bir kısmı Sa’d ibni Ebi Vakkas (r.a.)i diğer bir bölümü de Abdullah bini Mesud (r.a.)i tuttular. İslöm-da Hk çekişme ve ayrılık böyle başladı. Bu sebeple «ehli .Irak, ehli nifak» sözü darbı mesel olmuştur.
Hz. Osman (r.a.) durumu öğrenince Sa’d ibni Ebi Vakkas (r.a.)i azl etti. Yerine kendisinin ana bir kardeşi Velîd’i Kûfe’ye vali tayin etti.
İleride Hz. Osman (r.a.) aleyhinde yapılacak propagandaların biri de bu azil ve tayin meselesi olacaktır.Şevâhid'ün - Nübüvve adlı kitapla şöyle yazılıdır İbni Saidi Gifârî adında birisi Hz. Osman (r.a.) şehit olduktan sonra evine girdi. Orada Resûlü Ekrem den kalmış olan asayı dizine dayayarak kırmak istedi. Orada bulunanlar çağrışarak «sakın bu mübarek asayı kırma.» Resûlüllah (S.A.V.) den kalmıştır. Dediler. O da asayı kırmadı. Lâkin küstahlık edip, Hz. Osman (r.a.) in evine girdiği ve asayı kırmak istediği için dizinde bir hastalık çıktı. Bu hastalık günden güne ilerleyerek beline çıktı. Senesine varmadan öldü Allah (C.C.) gayretlidir. Dostlarına ihanet edenlerin hakkından gelir, ya dünyada veya ahirette.Büyüklerden birisi rıvayel edıvor ki . Kâbeyi tcvaf ederken bir kör gördüm, hem tavaf ediyor, hem dc «Ey Rabbim! Günahımın af edilmeyeceğini biliyorum.» diyordu Ben de ona «Burada böyle bir söz söylenir mı?» dedim. Buna karşı «Hz. Osman (r.a.) şehit olmadan önce bir arkadaşımla «Osman bini Affan öldükten sonra yüzüne birer tokat vuracağız» diye anlaştık. Hz. Osman (r.a.) şehit olunca ben ve arkadaşım evine girdik. Osman bini Affan'm başının hanımının yanında örtülmüş olarak bulduk. Arkadaşım hanımına «Yüzünü aç! yüzüne birer tokat vuracağız. Zira and içmiştik.» dedi. Hanımı da «Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Resûlü Ekrem'in iki sevgili kızı ile evlendiğini düşünmez misiniz?» dedi. Ben utanarak geri döndüm. Fakat, arkadaşım vurdu. Hz. Osman (r.a.) in hanımı «Elleriniz kurusun!.. Gözleriniz kör olsun!» Diye beddua etti. Daha kapıdan dışarı çıkmadan gözlerimiz kör oldu, ellerimiz kurudu.Bir kervan Mekke'ye giderken Medine'ye uğradı. Kervan Hz. Osman (r.a.) in kabrinin yakınlarında kondu. Kervancılar bi-ribirleriyle müşavere ederek, buğun Hz. Osman (r.a.) in kabrini, yarın da Resûlü Ekrem in kabri şeriflerini ziyarete karar verdiler. Kervancılar, yıkandılar, abdest aldılar, elbiselerini düzene koydular. Hz. Osman (r.a.) in kabrini ziyarete hazırlandılar. Meğer aralarında bir münafık varmış, o münafık arkadaşlarına katılmak istemedi. Bütün ısrarları red ederek, çadırda kaldı. Kervancılar, Hz. Osman (r.a.) in kabrini ziyarete gittiler. Çadırda o münafıktan başkası kalmamıştı. Çadıra bir büyük aslan girdi. Mü-nafıkı başından yakalayarak parçaladı.Osman (r.a.) şehit edileceği gün (yevmi dar) bana dedi ki; «Resulü Ekrem bana, beni şehit edecek kaatillere karşılık vermememi bana tavsiye etti. Ben de Resûiüllah (S.A.V.) e söz verdim. Asilere karşılık vermiyece-ğim. Sabr edeceğim. Şevâhid’ün-Nübüvve'de şöyle yazılıdır : Adi bini Matem (r.a.) şöyle rivayet ediyor; Hz. Osman (r.a.) in şehit edildiği gün (Yevmi dör) şöyle bir ses işittim ; «Ey Osman bini Aftan!.. Bir ruhu reyhan verdin. Ansızın Cennet'e erdin..Yine Şevahid'ün-Nübüvve'de şöyle yazılıdır: Hz. Osman (r.a.) şehit olduktan sonra üç gün cenazesi ortada kaldı. Asîlerin korkusundan Hz. Osman (r.a.)i defne cesaret eden olmadı. Üç günden sonra hatiften şöyle bir avaz yükseldi: «Osman'ın cenazesini defn ediniz. Namazını da kıtınız. Aliah'ü Teâiâ Hazretleri ona salavat eyledi.Hz. Osman (r.a.) in cenazesi üç günden sonra defn için Bakiye tarafına götürülürken, arkalarında bir büyük bulut görüldü. Cenaze ile gidenlerin yüreklerine büyük korku düştü. Öyle bir korku düştü ki; az kalsın cenazeyi bırakıp, kaçacaklardı. Bulutun içerisinden şöyle bir ses yükseldi: «Korkmayınız!. Cenazeyi de bırakıp kaçmayınız!. Biz bu mübarek ölünün cenaze namazını kılmaya geldik.» Meğer bulutun içerisinde melekler vardır. Melekler Hz. Osman (r.a.) ın cenaze namazını kılarak, mübarek cesedini ziyaret edeceklermiş.
Hz Osman (r.a.) şehit oluncaya kadar islâmda fitne yoktu. O şehit olunca dünyayı fitne kapladı. Fitne Doccâl ile son bulacaktır. Bir kimse Hz. Osman (r.a.) in şehadetinden ötürü sevinç duyorsa, o Deccâl'e yetişirse. ona uyar. Yok, Deccâl'e yetişmezse, kıyamet gününde onunla haşr olmasından korkulur. Cenâb-ı Allah Müslümanları sahâbe-i kirame zerre kadar kin tutmaktan korusun!.. Özellikle Hulâfa-i râşidin hakkında.Hz. Osman (r.a.) in mezarını ziyaretten döndüler. Çadırlarına girince aslanın arkadaşlarını parçalayıp, yemekte olduğunu dehşetle gördüler Allah (C.C.) o anda aslana kudretinden dil verdi. Aslan: «Osman'ı sevmeyenin cezası budur.» diyerek münafıkın cesedini çadırdan dışarı çıkarıp, dağa doğru sürüklemeye başladı.Hz Hüseyin (r a.) diyor ki; Hz. Osman (r.a.)ı şehit edenler pişman olarak mescidde dolaşırlarken gök yüzünden insan şeklinde bir şey belirdi. Elini sokarak Resulü Ekrem'in mübarek kabrinden bir mushaf çıkardı. Hz. Osman (r.a.) şehit edildiğinde 82 yaşında idi. Boklye'ye defn edildi de o çevredekiler Allah'ın rahmetine kavuştulor.Tevbe suresi âyet 18 Yüce meâlı • (Allah'ın mescid-lerlni ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, gereği gibi namaz kılan, zekât veren, Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.Muslıimanlor çoğaldı. Medine'ye gelip yerleştiler. Mescid Müslüman-lora dar gelmeye başladı. Çadır kurup, namaz kılmak zarureti baş gösterdi. Bu sebeple Resûlü Ekrem ;
Her kim bizim mescidimizi bir zira' (uzunluk ölçüsü) da olsa genişletirse cennet onun içindir. Buyurdu. Hz. Osman (r.a;) de :
Ey Allah'ın Resulü! Benim ve bütün varlığım sana fedo olsun!.. Ben acizleri kırk zira' genişleteyim, dedi. Yukarıdaki ayeti kerime bunun için Hz. Osman (r.a.) hakkında nazil oldu.Şübhosiz, kendilerine bizden soadet Icab etmiş olanlar, işte bunlar, cehennemden uzaklaştırılmışlardır.
Cehennemden uzaklaştırılan o cennetlikler, cehennemin hışırtısını bile duymazlar. Ve bunlar conlarının İstediği şeyler içinde ebedî olarak kalıcıdırlar. (102)
O günkü, semayı kitapların sahifesini dürer gibi düreceğiz. Mahlü-kûtı ilk yaratışa başladığımız gibi yine onu öldükten sonra iade edeceğiz.
Kur'ân-ı Kerîm Arabça nâzil olmuştur. Ancak, her dilde olduğu gibi Arabcanın da lehçeleri vardır. Yani Arap kabileleri arasında bazı telaffuz ayrılıkları vardır. Bu ayrılıklar bazı kelimelerde mana ayrılıkları meydana gelir. Halbuki Arap kabileleri arasında en güzel ve ebedî Arabca, Kureyş kabilesinin arabcasıdır. Meşhur arap şairleri şiirlerini Kureyş lehçesinde yazmışlardı. Kur’ân-ı Kerîm de Kureyş lehçesi üzerine nazil olmuştur. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm'in okunuşunda bazı ayrılıklar belirdi. Şamlılar 'Kur’ân-ı Kerîm'i Abdullah bini Mesud (r.a.) den. Mısırlılar Ebu Musa El - Eşarî (r.a.) den, Şamlılar Übeyy bini Kâ’b’dan öğrenmişlerdi.
Azerbaycan ve doğu Anadolunun fethinde Irak'lılar ile Suriye’liler birlikte savoşa gittiler. Kur'ân-ı Kerîm'in okunmasında ayrılığa düştüler. Biri diğerinin okuyuşunu beğenmiyordu. Hz. Hüzeyfe (r.a.) bu ayrılıktan korktu. Müslümanların bir okuma üzerinde birleşmelerini doğru olacağını düşündü. Medine’ye geldiğinde durumun vahimliğini Emirülmüminin Hz. Osman (r.a.)e bildirdi. Düşüncesini söyledi. Hz. Osman (r.a.) tehlikeyi kavramakta gecikmedi. Hüzeyfe (r.a.) in düşüncesini benimseyerek harekete geçti.Kur'ân-ı Kerîm'in Kureyş lehçesi üzerine yazılması için Hz. Ebûbe-kir (r.a.) zamanında da yazılmış olan nüshayı Hz. Hafza (r.a.) dan getirtti. Zeyd bini Sabit (r.a.) in başkanlığında Abdullah bini Zübeyr, Sa'd bini El - As ve diğer kurralardan bir heyeti vazifelendirdi. Hz. Ebûbekir (r.a.) zamanında Kur'ân-ı Kerîm ayetlerini bir araya toplayıp kitap haline getirmekten başka bir şey yapılmamıştı. Bu defa Kur'ân-ı Kerîm sureleri sıraya ve tertibiyle yazılması gerekiyordu. Bu da önemli bir işti. Sahabelerin birçoklan Kur’ân-ı Kerîm’i kitap haline getirmişler ve fakat her birinin tertibi başka başka olmuştu. Mesela İbn-i Mesud (r.a.) musa-fında Bakara sûresinden sonra Nisa suresi ondan sonra da Ali İmrân suresi yazılmıştı. Hz. Ali (k.v.) sureleri nüzul tarihine göre tertip etmişti. Buna göre Kur'ân-ı Kerîm'in tertibinde meşhur kurrâların vazife alması gerekiyordu. Halbuki Salim ve Muâz bini Cebel (r.a.) vefat etmişler İbn-i Mesud Kûfe'de Hz. Hüzeyfe’nin fikrine karşı çıkmıştı. Bunun için bu heyete yalnız Übeyy bini Kâ’b katıldı. Bu heyet Hz. Ebûbekir (r.a.) zamanında toplanmış olan âyet ve sureler tertiplenerek, mushaf hazırlandı. Bu mushafa da Osman mushafı denildi. Halkın elinde olan diğer mushaf-lar taplatılıp yakıldı. Böyleoe tek bir Kur’ân-ı Kerîm’le kargaşa ve tehlike önlenmiş oldu. Bugün bütün İslam memleketlerindeki Kur'ân-ı Kerîm Osman mushafı denilen mushafdır.
Heyet yedi mushaf yazdı. Bunlardan birisi Medine'de Emirülmüminin Hz. Osman (r.a.) in yanında kaldı. Bu mushafa imam denildi. Hz. Osman (r a ) şehit edilirken Kur'ân okuyordu.
cep telefon fiyatları sizin icin yazdı.




cep telefon fiyatları,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder