replika samsung vesilesi34

 replika samsung


replika samsung vesilesi34 evet arkadaslar sizler icin hazırladıgımız güzel yazılarımıza devam ediyoruz.Birinci sebeb, sefâhetdir. Çok kimseyi isrâfa alışdıran bııdur. Sefâhet, kalb hastalıklarının otuzbirincisidir.Sefihlik, aklın az ve hafif olmasıdır Buna sefâhet veyâ rekâket de denir. Aksine, tersine, rüşd denir ki, aklın kuvvetli, temâm olmasıdır.Al-lahü teâlâ (Mallarınızı sefihlere vermeyiniz!) dedikden sonra (Onlann hâlinde rüşd görürseniz, mallarını kendilerine teslim ediniz!) buyuruyor. Çok kimse, yaratılışda sefih olur.Bu kötü hâlleri, ba’zı sebeblerle, zeman zeman artar. Çalışmadan, alın teri dökmeden eline mal girer, kötü arkadaşlar, bu mala konmak için, dağıtmasına, saklamanın, andırmanın erkeklik, yeğitlik olmadığına kandırır.İsrâfa yol açarlar. Bunun içindir ki, kötü arkadaşlardan kaçmakla emr olunduk. Zengin çocuklarının çoğu, böyle isrâfa alışmakda ve sefih olmakdadırlar. Sefâheti artdıran bir sebeb de, insanların çok hürmet, saygı göstermesi, yüz vermesi, medh eylemesidir. Âmirlerin, zenginlerin, mu’allimlerin çocukları bu yoldan sefâhete düşmekdedir.

İkinci sebeb, isrâfı veyâ çeşidlerinden birkaçını tanımamakdır. İsrâf olduğunu bilmez, hattâ cömerdlik sanır.Lüzûmsuz yere, yasak, zararlı yerlere verilen mal, cö-merdlik sanılır.

Üçüncü sebeb, riyâ ve gösteriş yapmakdır.

Dördüncü sebeb, gevşeklik ve tenbellikdir.

Beşincisi, hayâ, sıkılmakdır.

Altıncısı, dîni kayırmamak, şerî’ati gözetmemekdir.

Bu altı sebebin ilâçlarını bildirelim:

Birincisi: Yaradılışda bulunan sefâhetin ilâcı güçdür. Bunun için, şerî’at, bunlara mal vermeği yasak etmiş, hicr eylemiş, ya’nî mallarını kullanmalarına izn ver-memişdir. İsrâf eden sefihi hicr lâzımdır. Hâlbuki, hicr insanlık hakkını almak, hayvan, hattâ cansız gibi yapmakdır. İlâç kabûl edebileni kötü arkadaşlardan ayırmalı/ akili, tecribeli, kimselerin yanında bulundurmalıdır. İsrâfın âfetlerini duyurm/ zor ile, hattâ azarlıyarak, cânını yakarak, mal dağıtmakdan vazgeçirmelidir^/

İkincisi, cehlin ilâcını öğretmekdir.

Üçüncüsü: Riyâ kalb hastalığının dokuzuncusu olup, uzun anlatmış/^ me edilmedi
Görülüyor ki, malı, ihtiyâç olan mubâhlara hare etmek isrâf değildir, olmaz. Sigaraya alışmış kimsenin tabî’ati, ekmek ister gibi, tütünü istiyoı kimsenin, ihtiyâcı kadar kullanması isrâf olmaz. Fakîr bir kimsenin, çoluk na ekmek parası bulması lâzım olduğu gibi, kendi tütün ihtiyâcını da karşıla zım olur. Sigaraya alışmış bir kimsenin, (Çoluk çocuğunun nafakasını kesip dine sigara alması isrâf olmaz mı?) demek, (Kendine, doyuncıya kadar yirr ekmek alması isrâf olmaz mı?) demeğe benzer. Hattâ böyle, fakîr birinin, st gazoz, limonata içmesi isrâf olup, tütün alması isrâf olmaz.

Şunu da bildirelim ki, çoluk çocuğunun nafakasını karşılayacak kadar zanmak için çalışmak farzdır. İhtiyâçlarını karşılamak için, fazla çalışmak dir. Bunlar, ikinci kısın 38. ci maddede bildirilmişdir. Çalışan kimse, nafakt secek kadar fakir olmaz. Nafakadan kesecek kadar fakîr kimse, tütün içdiği ğil, çalışmayıp, bu derece fakîr kaldığı için günâha girer.
ca, insanın tabî’ati serîn birşey içmek ister. Soğukda, sıcak tıırşey ister, tsoyı leri yapmak günâh değildir ve nefse uymak değildir. Çünki, tabî’atimizin zı tekleri mubâhdır [Bunlara (ihtiyâç maddeleri) denir. İhtiyâç maddelerini lâzıı ğu kadar kullanmak sünnetdir. Çünki bu tabî’î istekler] nefs-i emmârenin a mn dışındadır. Nefs, mubâhlarm lüzûmundan fazlasını ve şübhelileri ve ha ister. Mubâhlarm zarûrî mikdârı ile doymaz). Üçüncü cild, seksenaltıncı m< buyuruyor ki, (Rıyâzet çekmek, mubâhları da azaltıp, zarûret mikdârı kul demekdir).
Sigaraya alışmamış fakîr kimsenin, tabî’ati çekmediği zeman, nafakad sigara alması, su yerine gazoz içmesi gibi, doğru olmaz. Fekat, bu derece tenbellikden ileri gelir. Çalışmayıp fakîr düşerek, kendini ve çoluk çocuğur lâzım olanlardan, nafakadan mahrûm bırakmak harâmdır. İhtiyâç olanlard rûm bırakmak mekrûh olur.

İkincisi: Malı kendi bedeni için kullanmadığı zeman, hakkı, ya’nî İÜ2 mayan yere, az da sarf etmek isrâf olur. Meselâ ateşde yakmak, denize atma dir. Lüzûmu olan yere, lüzûmundan fazla vermek de isrâf olur. [Meselâ, ç cuğuna ihtiyâçlarından fazla şeyler vermek isrâf olur. İhtiyâç, şerî’atin g mikdârlar ile ve memleketin âdetine göre belli olur]. Görülüyor ki, malı saı yerleri ve kendi malındaki başkalarının hakkını öğrenmek lâzımdır.

İnsanın, kendi malında bulunan, başkasının hakkını ödemesi, isrâf deg hakları hemen vermek lâzımdır. Bu hakların en mühimmi, zekâtdır.
Gelip geçdi ömrüm çabuk, bir yel esip geçmiş gibi, hele, bana şöyle gelir, gözüm yumup, açmış gibi.
tşbu söze Hak tanıkdır, canlar, gövdeye konukdur, birgün ola, çıka, gide, kafesden kuş uçmuş gibi.








replika samsung, replika s4, iphone replika, samsung replika s4, hp replika, note 3 replika, replika s5,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder